facebook olarak etiketli yazılar

Geri geldim!

Heey!

Özlemişim yazmayı resmen. neden bu kadar uzun süre yazamadım bilmiyorum. Bazı blog yazarları için bu süre gayet normal, hatta daha fazla da beklenebilir diye düşünenler de var. Ama ben hep farklı düşünürüm zaten.

Yazamadığım o uzun zaman diliminde neler yaptım neler. Gerçi artık cepten facebook eleş olduğu için minik bloglamalar yapıyorum. Merak eden yine takip ediyor. Hem blogladıklarım, tüm sosyal ağlardaki hesaplarıma durum güncellemesi olarak düşüyorya artık. Bu yazıyı okumak için oradan bir bağlantıya tıklamışsınızdır belkide. Aa, bir de facebook notlarım bölümüne blogumdan rss aracılığıyla aktarım yapıyorum. Böylece artık bloglarım otomatik olarak facebookda birer not haline geliyor. Ay neler neler yapmışım.

Mesela aylardır, belki senelerdir fotoğraf çektirmiyordum. Hatta yüklediğim fotoğraflar falan hep 2008 bilemedin 2009 tarihliydi. Ama artık bir çok fotoğrafım var değişik değişik. Profesyonel stüdyoda çekilen de var tabi, yıllık için gittik çektirdik. Sevmedim desem yalan olur. Ayrıca o arada çok sevdiğim ekipmanlarım da yuvaya döndü. Gelir gelmez ortaklarımdan Ahmet Faruk Kara (power) için seferber oldular, sonra da bana hizmet ettiler. Bilen bilir hobi olsun eğleneyim diye kayıt alırım. Eh işte fena olmadı bence. (Yazıyon yazıyon da, nerden dinleyeceğiz bunu ya diyenlere myspace diyorum) Parçayı sevdiğim insanlardan Chivas ile beraber yaptık. Açıkçası çok sağlam işler yapıyor. Ekipmanını güçlendirmesi gerekli şu an sadece. Onun dışında her şeyini beğeniyorum.

Parçanın adresini verdik, fotoğrafları da flickr ve facebook’a ekledim zaten. Mesela sağ sütunda görebilirsiniz flickr aracılığıyla. Ya da yukarıdaki sosyal ağ bağlantılarıma tıklayabilirsiniz. hani şu logoları arkaya gizli olanlar varya, üzerine gelince yukarı doğru çıkıyor falan. Onlara falan tıklayabilirsiniz.

Uzun süre yazmayınca bu heyecanla geldim bir rüzgar estirdim sanki. Arada 14 şubat falan güme gitti, o gün için ne yazılar vardı aklımda. Neyse şansınıza küsün. kaderinize küfredin. (Kadere küfretmenin aynı zamanda allaha küfretmek olduğunu da unutmayın ama. Malum kaderinizi o yazıyor yahut yazdırıyor ya sizin.)

-

bu yazıyı başka bir yerden okuyorsanız aslında http://pumaxepidemic.com/geri-geldim.html üzerinden çekildiğini unutmayınız.

-

Özlettiğim için üzgünüm, kalın sağlıcakla :)

Haberiniz Olsun!

Heey!

Saat gece 02:14 falan. Uyuyan milyonlar var bu ülkede, gerçi gözleri açıkken de uyutuluyor ya onlar. Neyse.

Uykum hem var gibi hem kaçık gibi, bilmiyorum. Kendi bilgisayarımda da değilim. Sinir bozucu. Msn de yok burada, ki kullanacak mıyım artık ?

Ama bu bilgisayar hoşuma gitmiyor değil, beni pek etkilemese de sizlerin hoşuna gidebilir belki. Sadece lcd ekrandan oluşuyor kasası falan yok, klavyesi faresi kablosuz, kablo kalabalığı yok. Her şey ekranın içinde gizli falan. Güzel tabi, o appleın devasa boyutlardaki ve mac kurulu, adamı kanser eden, makinalardan değil. Gayet bildiğiniz 17″ monitçrün arkasına işlenmiş. Xp işletim sistemi kullanıyor, ya da siz ne kurarsanız falan işte.

Yine neyse diyerek devam ediyorum.
Yazıyı yazmamdaki asıl amaç blogla alakalı bir şey duyurmak istememdi. Bazıları bilir (ne bazılarıymış be)  ben durum güncelleştirmelerimi helloTxt ile yapıyorum. Durum güncelleştirmemi tek bir yere giriyorum, o da otomatik olarak tüm hesaplarıma gidiyor. Facebook, MySpace, Twitter ve Friendfeed’i, aynı zamanda kendisi olan helloTxt’yi eş zamanlı güncelliyor. Bunu ileride detaylı anlatabilirim aslında. Ki ben bunu uzun süredir kullanıyorum. Değinmek istediğim konu şurası, blogum için bir eklendi bulunduğunu fark ettim hellotxt’de. Hemen baktım kurcaladım çözdüm. WordPress için bir eklentileri var. Blogunuza kurup aktif ediyorsunuz, size verilen userkey ile onaylıyorsunuz. Ve artık, her yazınız hellotxt’ye aktarılmış oluyor. HelloTXT’de otomatik olarak bunu üzerine eklediğiniz hesaplara,yani facebook, twitter, myspace gibi yerlere atıyor. O uygulamayı kurdum, aslına bakarsanız bu yazıyı da test etmek için yazıyorum.

Hadi bakalım lım! =)