beta olarak etiketli yazılar

Unutmadım!

Heyt be, ne kadar çok oldu yazmayalı. Ama gerçekten unutmadım hiçbir şeyi, zamanım olmadı, zamanım varken de isteğim olmadı yazamadım falan işte. Takip edenlere çok özürler, aktif olarak yazdığım günlerde günlük ziyaretçim 200e yaklaşıyordu, en az 50-70 arası oluyordu, şimdi standart ziyaretçi miktarı günlük 40-50 civarı. Yılmadan göz atanlara teşekkürler.

Öncelikle 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun. Türkiye’min genç ve dinamik halkının yaptığı kutlamaları takip edebildiğim her yoldan takip ettim diyebilirim. Bu heyecanın hiçbir zaman azalmayacağını, her sene daha da coşkuyla kutlanacağını bilmek ne kadar güzel. Övünebileceğimiz değerler bıraktığı için Atatürk’e minnettarım. Bu arada, bugün (aslıdna teknik açıdan dün) yani 19 Mayıs 2010′da, Kanal D saat 13.00 haberlerini sunan bayan spiker, bültenin girişinde “19 Mayısın 81. Yıl dönümü kutlu olsun” dedi, ben de doğal olarak sinirlendim. Hemen kanald.com.tr’den mail attım falan, bu ne kadar etkili oldu bilmiyorum ama bayan hemen özür dileyerek hatasını düzeltti. Bunu anlık olarak tweetledim. Sevinmedim diyemem açıkçası.

Nisan ayında sadece üç yazı yazmışım. Ayın 10unda, 20sinde ve 30unda. 10 günde bir yazma moduna girip de o günü kaçırınca sonraki 10un katı olan güne mi atıyorum otomatikman bilemedim. Zira bugün mayısın 20si, yani mayısın 20sine gireli iki saat dokuz dakika olmuş netbookumun saatine göre.

Neler neler oldu ya yazamıyorken, her zamanki gibi yine birçok değişim oldu hayatımda, yaşantımda, standartlarımda falan. Tatsızlıklar yaşandı, yanlış anlaşılmalarla mağdur oldum, yanlış anlayıp gaddar oldum, sessiz kalıp itici oldum, çok konuşup şüpheli oldum falan ama her halimle Uğur Arıcıyım.

Cidden öyle uykuluyum ki, yine de yazı yazmayı özlemişim. Uzun süredir yazmadığımdan mı yoksa bayılacak derecede uykumun olmasından mıdır bilinmez yazıyı toparlayamıyor ve saçmalıyormuşum gibi hissettim. Yok ya, Uğur Arıcı yapmaz öyle şey.

Aa, size duyurdum mu bilmiyorum ama buraya bloglamaya deavm edeceğim tabi ama kişisel site olarak kullanacağım domain(ler)im var artık. Şöyle açıklayayım; 11 nisan günü ugurarici.com’u almak üzere domaini sorgulattım ve dolu olduğunu gördüm, canım sıkıldı tabi, kim aldı yaa gibisinden ama nasıl oldu bilmiyorum, bir şekilde göremedim. Ben de gidip ugurarici.com.tr’yi aldım. Ondan iki gün sonra, yani 13 Nisan’da ofiste benim için  ”süpriz” olarak düzenlenen doğum günümde, ortağım Ahmet Faruk Kara bana hediye oalrak ugurarici.com’u aldığını söyledi. Şaşırdım, sevindim, mutlu oldum falan işte. Yani anlayacağınız: artık ugurarici.com da, ugurarici.com.tr de bende, ohh miss nasıl sevindim nasıl sevindim. İkisi de aynı yere çıkacak elbet, kafamda çok basit bir şey var, öyle fazla kalabalık olsun istemiyorum, daha resmi bir şey. Malum resmi tavırlar, resmi konuşmalar kadar resmi bir imaj bırakmak önemli tabi karşıdakinde.

Aa, karşıdakinde resmi imaj derken, bir tercümanlık sitesi için anlaşmaya vardık bir müşteryle ve onun çalışmalarına başlayacağız. Ayrıca bu yazamama döneminde, Blue Organization’ın ilk toplantısını düzenledik. Sarp Palaur’un evinde toplandık. Sidar Yıldırım, Sarp Palaur(şanışer), Berk Bayındır (beta), Samet Gönüllü (sokrat st), Basri Fırat Bayraktar (kamufle), Cumali Efrah ve Nitro olarak ben ve ortağım Ahmet Faruk Kara ekip olarak çalışmalarımızdan, işlerin gidişatından ve geleceğinden konuştuk falan. Sonuçların bir çok kişiyi mutlu edeceğini sanıyorum ve çok iyi ürünler geldiğini düşünüyorum.

Bu toplantı sonrasında berkbayindir.com için Berk Bayındır ile bir plan program yapma aşamasıan geldik gibi falan işte. Tabi bu yazamama dönemi içinde biz http://sarppalaur.com ‘u da yeniledik. Tasarımı ortağım yaptı, ben de çıtır çıtır kodladım. Ve yine aynı dönem içinde, Nitro bünyesinde bulunan Cevdet Engin’e doğum günü hediyesi niteliğinde http://cevdetengin.net ‘i kurduk. İtiraf ediyorum ki bu saatlere kadar kalmamın sebebi de http://pit10.org üzerinde, sistem güncellemesi ve ufak değişiklikler yapmaya uğraştığımdandı. Hazır uykulu halde her şeyi açıklarken blueorganization.com için de yeni bir tasarım ve sistem geleceğini duyurayım buradan.

Ayrıca iyi hatırlattınız, LYS başvurumu yaptım tabi. LYS 1, 3 ve 4′e gireceğim, ben 5′e de girmek istiyordum da neden vazgeçtim, hatta ne zaman vazgeçtim bilmiyorum. Haydi hayırlısı.

Ki bir şeylerin daha hayırlı olabilmesi için en kısa zamanda uyumalıyım bence. Uzak kaldığım için kusura bakmayın, yine eskisi gibi güncel olabilmek umuduyla. Bu arada güncel olamasam da sitenin ziyaretleri, gugıldan birilerine göz kırpıp birilerini siteye çekmesi falan gayet iyi durumda bence, hoşuma gitmiyor değil. PageRank değerim hâlâ 2, sonraki güncellemede neden artmasın ki =)

Hadi iyi geceler!

Bu işte Bir Terslik Var!

Merhaba arkadaşlar,

Pit10 ve Beta’nın Olympos bünyesinde ortak olarak çıakrdıkları cover albüm niteliğini taşıyan “Bu işte bir terslik Var” -takip edenlerinin çok iyi bildiğine eminim- indirmeniz için hazır. (Aslında baya önce hazırdı ama ben ancak bloglayabiliyorum) Albüm hazır olduğu anda dinleyeme başladım ve hâlâ dinliyorum. Arka arkaya, hiç bıkmadan, sıkılmadan. Pit10&Beta Bu İşte Bir Terslik Var albümünde de mükemmel performanslarıyla ükemmel parçalar sundu dinleyicilerine. Albüm gerçekten daha önce görülmemiş bir özellik taşıyor. Şöyle ki; Betanın parçalarını Pit10, Pit10′un parçalarını Beta okumuş, ve gerçekten de mükemmel bir şey çıkmış ortaya. :)

Sadece albümü indirmek için girenlere linki vereyim  hemen : http://pit10.org/haberoku.php?id=1

Dahasını isteyenler okumaya devam etsin :)

Twitterımdan takip edenler (22 kişi yazıyor ama kim ediyor kim sallamıyor bilmiyorum) farketmişlerdir, dün Sidar Yıldırım, Berk ‘Beta’ Bayındır ve Server ‘pit10′ Uraz ile birlikte olduğumuzu cep telefonumdan twitlemiştim. Evet dün beraberdik, Sidar Abi ile bir yerde olmamız gerekiyordu, biz orada olmamıza rağmen bizi karşılaması gereken kişi veya kişiler orada değildi. Biz de yapacak başka şeyler düşünürken Tugay ve Kağanla buluşmaya karar verdik. Buluşma noktası ayarlayıp oraya doğru yöneldiğimizde ise Sidar abinin aklına Beta ve Pit10′u davet etme fikri geldi. Ortağım Ahmet Faruk Kara ve ben bu fikri sevinçle onayladık tabii ki. :)

Bahse konu olan mekanda (vay be  ne laf ama :) ) oturup bir güzel yemek yedik, bol bol sohbet ettik. Hayatımda en çok güldüğüm günlerden biriydi diyebilirim rahatlıkla. Çünkü yemekte bize Erdem şahin, Emrecan Smithy, Mc Kubur gibi isimler de eşlik etti. :)

Albümden de konuştuk tabii ki, herkesin favori şarkısı soruldu, cevap verildi. Ben Beta’dan “Beni Buradan Çıkarın”ı çok beğendiğimi belirttim. (ama bana favori parçamı soran Pit10′du ve bunu söyleyince yüz ifadesi biraz değişti sanki, ama Yeni Bugün de süper olmuş, onu da belirtince iyi oldu iyi :) )

Herkes, geçtiğimiz günlerde tasarımını ve kodlamasını bitirerek yayına verdiğimiz http://pit10.org ‘u çok beğendiğini belirtti. Bu gibi görüşlerin bildirilmesi, insanların yaptığımız işleri beğendiklerini söylemesi gerçekten mükemmel. Şimdi önümüzde yeni projeler var. Kalite çıtamızı sürekli yükseltiyoruz, bizden istenilenlerin her geçen gün artması gibi.

Ama daha iyi olma hiçbir zaman sıkıntı çekmiyoruz, herkes rahat olabilir :)

Ayrıca bloglamalardaki gecikmelerden dolayı özür diliyorum takipçilerimden. Son günlerde baya bir yorgundum, pit10.org’u albüme yetiştirmek için de biraz zorladım bünyeyi sanırım. Bugün eve döndükten sonra yattım uyudum, yedi – sekiz gibi kalktım. Biraz daha iyiyim şimdi. :)

Daha başka ne var bilmiyorum, takip et yeter ki :)

Bana bir Netbook Lazım!

Ahh ahh, meraklısı bilir. Çıktığından beri büyük hayranıyımdır veletlerin. Hatta en büyük hayalim, bir vapura atlayıp boğaz turuna çıkmak, küçük canavarımı almak dizlerimin üzerine, bir yandan boğazı turlarken diğer yandan Dreamweaver ile çatır çatır php kodlamaktı…
Bu hayalimi yitirmiş değilim tabii ki ama ondan önce bir netbook edinme hayalimi gerçekleştirmeliyim sanıyorum. Bilgisayar dükkanımız var, hatta ben kendim bizzat (tamam sadece ben değil Nitro Web olarak) o dükkan için site yapacağız ama diyemiyorum bile “bana bir netbook almalıyız” diye. Aman tanrın! Ağlamaklı olur atarım kendimi herhangi yerlerden.

Netbook edinmek için çalışmalıyım, üçtür beştir azdır çoktur demeden kıyıya köşeye para atmalıyım. Tabi bunun için bir de hedef belirlemeliyim. Mesela (yanılmıyorsam) LG X1300 modeli var. Şık göründü gözüme, ayrıca kullananların yorumlarına bakılırsa hatrı sayılır derecede bir şarj ömrü varmış.

Bazı kişiler aldığı malı yere göğe sığdıramaz, onun için elindekinden daha yüksek bir alet yoktur. E haklı adam, o kadar para vermiş. Ama bazıları var ki netbookuna aşık olsa bile LG’nin onunkinden daha fazla şarj ömrü olduğunu kabul ediyor. Bıyık altından iletiyor.

Bu Kısa ara lafı da çaktıktan sonra tam gaz devam;

Peki netbookla neler yapılınabilir?

Netbook adından da anlaşılacağı gibi “net” için dizayn edilmiş küçük, küçücük, minicik dizüstü bilgisayarlardır. O kadar küçüktür ki, yüksekliği yarım karış oyutunda olanları vardır. O kadar küçüktür ki dahili bir disk okuyucusu yoktur. (Cd-Rom, DVD-RAM gibi) Hepsinde (en azından benim gördüklerimde) standart oalrak wireless vardır, ki olması gereken de budur. Çeşit çeşit özellikli netboklar var. Meselsa sadece internete gireyim, içinde bir kaç müziğim olsun, hız falan da önemli değil artık bağlantım ne kadar izin veriyorsa internet hızım o kadar olsun makine performasını salla falan derseniz hdd kapasiteleri 2 gb, ramleri 512 mb olan miniklerimiz var. Bu netbooklar az önce sıraladığım şeylerde işinizi görür. Ancak benim gibi, net dışında kullanacağınız programlar, barındırmanız gereken dosyalarınız v.s. varsa; artık netbooklar için gittikçe standartlaşan özelliklerle donatılmış bir canavar edinmelisiniz. Bu ürünlerde genel olarak temel özellikler şöyle olur;

  • Intel Atom İşlemci
  • 1 GB Ram
  • 160 GB HDD

İşte bnlar benim istediğim aletin standartları, bu arada bu yazıyı pumaxepidemic.com dan başka bir yerde okuyorsanız ve yazının sonunda veya başında herhangi bir kaynak belirten bir satır v.s. yoksa, bir emek hırsızının sınırları içerisindesiniz. Bir de 3g modeminizi aldığınızda kimse tutamaz artık sizi.

Aa, hazır 3g demişken. Artık sık sık duyulduğu gibi, bu cihazların dahili 3g özelliği bulunan modelelri de çıktı. Böylelikle operatör hattını, herhangi bir aparata ihtiyaç duymadan, direk netbookunuz ile internete bağlanmak için kullanabilirsiniz. ki bu kulağa daha hoş geliyor tabi. Netbooklar gelişmeye devam ediyor, hatta aygıtlar öyle küçülüyor ki yakın zamanda piyasaya sürülmesi beklenen xpPhone diye bir cep telefonu var. Bu telefon tamamen bir xp işletim sistemi içeriyor, geniş dokunmatik ekranı ve sürgülenince açılan klavyesiyle tamamen minicik bir netbook niteliğinde oluyor.

İlerki makalelerimde netbook ile neler yapılabilineceğine dair daha derin bilgiler vermeyi planlıyorum. Malum yeni nesil internet 3gyi de kullanarak internete bağlanmanın yollarını tartışıp hangisinin sağlıklı olduğuna, hangi oparatörün uygun olduğuna ve netbook hediyeli 3g paket kampanyalarına değineceğim. En azından öyle umuyorum =)

Şimdilik sağdan soldan edindiğim bilgilerin,netbooklara olan ilgimden dolayı derin araştırmalarım ve Media Markt, Gold Computer, Teknosa gibi yerlerde gördüğüm netbooklara dayanarak size bir şeyler sunuyorum. Evde 3 bilgisyar bulunmasına rağmen bazen kullanımda sıkıntı çekiyorum ve tamamen bana ait bir şey olsun istiyorum. Mesela bu akşam ancak 23:45 civarında geçebildim bilgisayar başına.

Bir netbook edindiğimde her şey daha güzel olacak eminim. Onun için şimdi çok sevdiğim abilerim Server Uraz ve berk Bayındır’dan (Pit10 & Beta) gelsin; Bize Biraz Cash Para Lazım! =)