Siz de Bilin
Acaba Uğur n’apıyor ki?
10 Şub
Vaay, merak ediyorsun demek.
Benim de aklıma gelmedi değil tabi, onun için biraz kafa yordum. Az gittim uz gitti dere tepe düz gittim
(Ahmet Faruk Kara bilir, Avcılar>Mecidiyeköy>Avcılar>Edirnekapı>İncirli>Küçükçekmece>Avcılar).
Malumunuz, genç kitle üzerinde büyük oyunlar oynuyor artık cep telefonu operatörleri. Hem Vodafone hem de Turkcell gençliğe cazip avantajlar sunuyor. Bunların içinde bu tarife dahilindekilerin cep telefonu üzerinden Facebook’a bağlanmasının ücretsiz olamsı da var. Ay tabii ki çok sevindirici bir haber. Ya ben bunu yaklaşık iki ay önce duymuştum, demek ki arada unuttum size bildirmeyi. neyse bugüne kısmetmiş heralde diyelim geçelim. (Şimdi uygulamaya soktuğum sistem sayesinde dertsiz tasasız aklıma gelir gibi ileteceğimden sıkıntı olmayacak, dükkanda duyduğum her şeyi saniyede ileteceğim kısmetse.)
Madem facebook bedava, ben de gençTarifeliyim, kullanayım bu avantajı. (Bu arada gençTarife denilen şey eski KampusCell. Karıştıranlar var (!) karıştırmasınlar!) Hemen girdim baktım denedim, harbiden de kontör falan düşmüyor. Ohh dedim, miss gibi. Telefon zaten elimizden düşmüyordu, şimdi derslerde bile facebookta dolanırız herhalde gibisinden düşünceler geçti kafamdan. Bilirsiniz, durum güncellemesi yapmayı da çok severim. Face üzerinden durum güncellemeye başladım sürekli. Ne görsem, ne düşünsem, yazıyorum patates gibi.
Sonra dedim ki, ya ben bunu yapıyorum iyi güzel de, blogumda da duyurmam lazım. Onun için sağdaki sütunlardan en sağdakinin en üstüne küçük bir dinamik resim ekledim. Facebook durum güncelleştirmelerim oradan da görülünebilecek artık =) Böylece bloguma girenler de takip edecek güncel olarak beni. Oley!
Şimdi facebook üzerinden girdiğim güncelleştirmeleri direk twitter’a aktarmayı hayata geçirmek istiyorum, bir yandan da istemiyorum. Ay bilemedim, yine de bir bakınılmalı.
Hadi bakalım, güncel bir hayat diliyorum hepinize =)
Bana bir Netbook Lazım!
22 Oca
Ahh ahh, meraklısı bilir. Çıktığından beri büyük hayranıyımdır veletlerin. Hatta en büyük hayalim, bir vapura atlayıp boğaz turuna çıkmak, küçük canavarımı almak dizlerimin üzerine, bir yandan boğazı turlarken diğer yandan Dreamweaver ile çatır çatır php kodlamaktı…
Bu hayalimi yitirmiş değilim tabii ki ama ondan önce bir netbook edinme hayalimi gerçekleştirmeliyim sanıyorum. Bilgisayar dükkanımız var, hatta ben kendim bizzat (tamam sadece ben değil Nitro Web olarak) o dükkan için site yapacağız ama diyemiyorum bile “bana bir netbook almalıyız” diye. Aman tanrın! Ağlamaklı olur atarım kendimi herhangi yerlerden.
Netbook edinmek için çalışmalıyım, üçtür beştir azdır çoktur demeden kıyıya köşeye para atmalıyım. Tabi bunun için bir de hedef belirlemeliyim. Mesela (yanılmıyorsam) LG X1300 modeli var. Şık göründü gözüme, ayrıca kullananların yorumlarına bakılırsa hatrı sayılır derecede bir şarj ömrü varmış.
Bazı kişiler aldığı malı yere göğe sığdıramaz, onun için elindekinden daha yüksek bir alet yoktur. E haklı adam, o kadar para vermiş. Ama bazıları var ki netbookuna aşık olsa bile LG’nin onunkinden daha fazla şarj ömrü olduğunu kabul ediyor. Bıyık altından iletiyor.
Bu Kısa ara lafı da çaktıktan sonra tam gaz devam;
Peki netbookla neler yapılınabilir?
Netbook adından da anlaşılacağı gibi “net” için dizayn edilmiş küçük, küçücük, minicik dizüstü bilgisayarlardır. O kadar küçüktür ki, yüksekliği yarım karış oyutunda olanları vardır. O kadar küçüktür ki dahili bir disk okuyucusu yoktur. (Cd-Rom, DVD-RAM gibi) Hepsinde (en azından benim gördüklerimde) standart oalrak wireless vardır, ki olması gereken de budur. Çeşit çeşit özellikli netboklar var. Meselsa sadece internete gireyim, içinde bir kaç müziğim olsun, hız falan da önemli değil artık bağlantım ne kadar izin veriyorsa internet hızım o kadar olsun makine performasını salla falan derseniz hdd kapasiteleri 2 gb, ramleri 512 mb olan miniklerimiz var. Bu netbooklar az önce sıraladığım şeylerde işinizi görür. Ancak benim gibi, net dışında kullanacağınız programlar, barındırmanız gereken dosyalarınız v.s. varsa; artık netbooklar için gittikçe standartlaşan özelliklerle donatılmış bir canavar edinmelisiniz. Bu ürünlerde genel olarak temel özellikler şöyle olur;
- Intel Atom İşlemci
- 1 GB Ram
- 160 GB HDD
İşte bnlar benim istediğim aletin standartları, bu arada bu yazıyı pumaxepidemic.com dan başka bir yerde okuyorsanız ve yazının sonunda veya başında herhangi bir kaynak belirten bir satır v.s. yoksa, bir emek hırsızının sınırları içerisindesiniz. Bir de 3g modeminizi aldığınızda kimse tutamaz artık sizi.
Aa, hazır 3g demişken. Artık sık sık duyulduğu gibi, bu cihazların dahili 3g özelliği bulunan modelelri de çıktı. Böylelikle operatör hattını, herhangi bir aparata ihtiyaç duymadan, direk netbookunuz ile internete bağlanmak için kullanabilirsiniz. ki bu kulağa daha hoş geliyor tabi. Netbooklar gelişmeye devam ediyor, hatta aygıtlar öyle küçülüyor ki yakın zamanda piyasaya sürülmesi beklenen xpPhone diye bir cep telefonu var. Bu telefon tamamen bir xp işletim sistemi içeriyor, geniş dokunmatik ekranı ve sürgülenince açılan klavyesiyle tamamen minicik bir netbook niteliğinde oluyor.
İlerki makalelerimde netbook ile neler yapılabilineceğine dair daha derin bilgiler vermeyi planlıyorum. Malum yeni nesil internet 3gyi de kullanarak internete bağlanmanın yollarını tartışıp hangisinin sağlıklı olduğuna, hangi oparatörün uygun olduğuna ve netbook hediyeli 3g paket kampanyalarına değineceğim. En azından öyle umuyorum =)
Şimdilik sağdan soldan edindiğim bilgilerin,netbooklara olan ilgimden dolayı derin araştırmalarım ve Media Markt, Gold Computer, Teknosa gibi yerlerde gördüğüm netbooklara dayanarak size bir şeyler sunuyorum. Evde 3 bilgisyar bulunmasına rağmen bazen kullanımda sıkıntı çekiyorum ve tamamen bana ait bir şey olsun istiyorum. Mesela bu akşam ancak 23:45 civarında geçebildim bilgisayar başına.
Bir netbook edindiğimde her şey daha güzel olacak eminim. Onun için şimdi çok sevdiğim abilerim Server Uraz ve berk Bayındır’dan (Pit10 & Beta) gelsin; Bize Biraz Cash Para Lazım! =)
Kontör Dolandırıcılarına Dikkat! Yeni taktik 10000 Lira!
16 Kas
Piyasada ki kontör dolandırıcılarını duynalar vardır mutlaka. Hatta bir ara emniyet genel müdürlüğü operatörlerle işbirliği yaparak bu gibi dolandırıcılara karşı uyarı mesajı atmıştı. Mesajın içeriğinde bilinmeyen telefonlardan yapılan aramalarda, kendini polis memuru, yüksek rütbeli asker ya da devletin üst mertebesinden şahıslar olarak kendilerini tanıtarak, size işlediğiniz suçlar veya başka bahaneler sunup bunların kapatılması için kontör istediklerinde, bunun bir kontör çetesi olduğunu anlayıp ciddiye almamamız gibi şeylerden bahsedilmişti. Ne var ki yurdum insanı yolunmadan akıllanmıyor işte…
Bu güne kadar çeşitli yollarla kandırılıp yüklü kontör isteyenlerin sayısı baya oldu dükkanda, hemen belirteyim bir ceptelefonu & bilgisayar dükkanından bahsediyorum, ilk kurban içeri girdiğinde yüzünde bir şok ifadesiyle 3 adet 250 kontör istedi, o zaman 250 kontör fiyatları 44 liraydı ve kazıyıp direk karşıya iletti numarayı. Ardı arkası kesilmedi, o gün 850 lira gibi bir miktarda kontör aldı ve biz tahminlerimizle dolandırıcı olduğunu söylememize rağmen dinlemedi. Sonradan öğrendik ki aynı numara bir kaç saat sonra “dolandırıldınız” yazan bir mesaj yolluyor…
Artık bir tecrübe kazanmıştık ve sonraları gelen müşterileri bilgilendirmeye çalıştık, ancak ne varki karşlı taraf o kadar ikna edici şekilde konuşuyordu ki ben kendimi bildim bileli tanıdığımız olan insanları bile zar zor ikna edip kapattırdık telefonu. Bir kersinde yoldan geçen bir polisi çevirip telefonu ona verdirdik, adamlar polise küfür edip kapattılar, adam hoparlörden buna şahit oldu ama yine inanmadı.
Bu gibi durumlardan sonra da biz karışmamaya karar verdik, müşteri her zaman haklıdır ilkesiyle sadece “Kendinize almıyorsanız kime alıyorsunuz?, Bu kadar kontör nereye gidecek?, Bir tahsilat için falan kullanılıyorsa öyle bir şey yoktur dikkatli olun!, Piyasada çok sahtekar var artık!” gibi tepkilerle uyarmaya çalışıyoruz ama nafile. Ondan sonra yaklaşık 20 kişi aynı yöntemle kandırılarak aşırı yüklü derecede kontör aldırılarak binlerce lira zarara sokuldu. Tam bitti heralde, emniyet müdürlüğünün attığı mesajlar halkımı bilinçlendirmiş, ne büyük gurur derken kendi kenieme bomba bugün patlamış;
Adamın birinin cep telefonuna “Seda Sayanla düzenlenen PEPSİ çekilişlerinden büyük ödül olan 10000 [on bin] lira kazandınız. Konuyla ilgili olarak yetkili arkadaşlar en yakın zamanda size döneceklerdir.” diye bir mesaj gelmiş ve macera başlamış…
Ben dükkanda değildim, olanları dayım anlattı bana. İçeriye hararetle girmiş orta yaşlarda bir bey, acilen 6 adet 250 kontör istemiş, bizimkiler farkedip naza çekmiş, 6 taneyle ne iin var gibisinden, adam sinirlenerek var mı yok mu yoksa ilerden alayım demiş. Madem alacak kaçırmayalım demişler heralde ve vermişler 6 adet. Bu arada 250 kontörün şu anki fiyatı 50 lira. 50 * 6 dan 300 lira yapar. Kontör isteme bahaneleri, paranın hesaba aktarılamsı için noter işlemleri var, noter sitesi üzerinden gerçekleştirileceğinden şu kadar kontör şifresi lazım deniyor. üstüne üstlük “abicim 100lük kontör işlese ondan yolla diyicem de 250 kontör şifresi olmazsa işlemiyo sistem” deniliyor. Bu gübü bahaneler sıralanıyor, banka hesabına ulaşmak için 7 adet, noter onayı almak için 6 adet, adamın kendi hesabını kontrol için [yuh artık dedim] 5 adet kontör… Böyle böyle boyuna kontör isteniyor. Dayım sürekli “Bak abi bu adamların merkezi istanbuldadır, ne iş yapcaksan bi taksiye atlayıp gitsen en fazla 50 lira tutar. Bu kadar parayı harcama kontöre git yüz yüze konuş” dese de adam 10 milyarı hemen kazanma isteğiyle kontör alımını sürdürüyor ve parça parça, kredi kartıyla ödüyor her yeni kontörde. Toplamda 2800 lira civarında harcama yapıyor sadece 1 saat içinde. Ve adam en son paranız hesabınıza yattı, hemen gidip bankadan çekebilirsiniz, kontörler için harcadığınız para da bir kaç güne size yatırılacak deniyor. Ve adam bu coşkuyla dükkandan çıkıp gidiyor.
Çok değil en fdazla yarım saat sonra dükkana dönüyor, inanın yüzündeki ifadeyi hayal edebiliyorum, adam bankamatik kartını takıp hesabına bakmış, heralde daha işlenmemiştir diye başında beklemeye başlamış. Sürekli kartı çıkarıp takıyormuş, sıradakiler rahatsız olmuş, güvenlik çağırılmış, tartışılmış, ve güvenlikle bağırışırken telefona kocaman kocaman harflerle bir mesaj gelmiş; “DOLANDIRILDINIZ!!! SELAM, YOLA DEVAM!!!
”
Sanırım o anda geçici felç falan geçirmiştir, o kuyruk acısıyla dükkana dönmüş dayımlar olayı ona açıklamaya çalıştıklarını, onun dinlemediğini falan anlatınca iyice morarıp ikinci defa çıkmış gitiş dükkandan. Ama bu sefer, geçen sefer yaşadığı heycanın katlarca fazlası derecede aptallık ve üzüntü hissediyordur bence…
Dikkat edelim arkadaşlar, resmi yollarla size ulaşılmadıkça telefon üzerinden hiç bir şekilde hiç bir işlem yapılmayacağını bilin! Aklınızı çelmelerine izin vermeyin, böyle insanları gördükçe üzülmüyor değilim ama nasıl inandırıyorlarsa, biz karşı gelince insanlar bize küfredicek duruma geliyor…
