Siz de Bilin

Haberiniz Olsun!

Heey!

Saat gece 02:14 falan. Uyuyan milyonlar var bu ülkede, gerçi gözleri açıkken de uyutuluyor ya onlar. Neyse.

Uykum hem var gibi hem kaçık gibi, bilmiyorum. Kendi bilgisayarımda da değilim. Sinir bozucu. Msn de yok burada, ki kullanacak mıyım artık ?

Ama bu bilgisayar hoşuma gitmiyor değil, beni pek etkilemese de sizlerin hoşuna gidebilir belki. Sadece lcd ekrandan oluşuyor kasası falan yok, klavyesi faresi kablosuz, kablo kalabalığı yok. Her şey ekranın içinde gizli falan. Güzel tabi, o appleın devasa boyutlardaki ve mac kurulu, adamı kanser eden, makinalardan değil. Gayet bildiğiniz 17″ monitçrün arkasına işlenmiş. Xp işletim sistemi kullanıyor, ya da siz ne kurarsanız falan işte.

Yine neyse diyerek devam ediyorum.
Yazıyı yazmamdaki asıl amaç blogla alakalı bir şey duyurmak istememdi. Bazıları bilir (ne bazılarıymış be)  ben durum güncelleştirmelerimi helloTxt ile yapıyorum. Durum güncelleştirmemi tek bir yere giriyorum, o da otomatik olarak tüm hesaplarıma gidiyor. Facebook, MySpace, Twitter ve Friendfeed’i, aynı zamanda kendisi olan helloTxt’yi eş zamanlı güncelliyor. Bunu ileride detaylı anlatabilirim aslında. Ki ben bunu uzun süredir kullanıyorum. Değinmek istediğim konu şurası, blogum için bir eklendi bulunduğunu fark ettim hellotxt’de. Hemen baktım kurcaladım çözdüm. WordPress için bir eklentileri var. Blogunuza kurup aktif ediyorsunuz, size verilen userkey ile onaylıyorsunuz. Ve artık, her yazınız hellotxt’ye aktarılmış oluyor. HelloTXT’de otomatik olarak bunu üzerine eklediğiniz hesaplara,yani facebook, twitter, myspace gibi yerlere atıyor. O uygulamayı kurdum, aslına bakarsanız bu yazıyı da test etmek için yazıyorum.

Hadi bakalım lım! =)

Fırçasız Süngersiz Beyin Yıkama!

allahın Hakkı üçtürMÜŞ !?

VayBe diyesi geliyor insanın, ne adam ama!

Duymak istediğimden mi bilinmez şu aralar çok sık duyar oldum bunu. “Allahın hakkı üçtür!”.

Affedersiniz, kim koydu bu kuralı? Üçer üçer mi yaşamalı hayatı ? Tepki gösteririm ben bu lafa, sorarım soruştururum tepki alırım “allahın işine karşılmaz!”

Aa, tabi tek tepki gösteren ben değilim, mescid ve camii müdavimleri de “Öyle bir şey yoktur, Allah birdir. Çarpılırsınız susun!” diye tepkiler veriyorlar.

Yine soruyorum; Kimin kararları bunlar? Nerelerde okuyor, yorumluyor, bu sonuca varıyorsunuz ? Eğitimini baltaladığınız bebelerin aklına nasıl sokuyorsunuz? Nasıl da eminsiniz böyle olduğuna?

Öğrenmeye korkup, dolma bilgilerle yeni nesilleri yetiştiriyorsunuz yani, araştırmaya korkup bilişim çağına uyum sağlaması gerektiğini savunduğunuz çocukların sokağa çıkmasını yasaklıyorsunuz. İktidarı pohpohlayıp dua eder, seçimde çelişkiye düşersiniz. Çünkü size yan komşunuzdan iki torba daha az kömür verdiler. Patateslerinizin yarısı da çürüktü zaten. Onlara buzdolabı verdiler size çamaşır makinesi… Herkese düşmansınız siz, allah kızar diye söylemeye korkarsınız sadece. Belli etmeden kin besler, fırsatları değerlendirir, sonra tövbe edersiniz. Kilisede günah çıkartanlara etmediğiniz küfür kalmaz, camilerde yere kapaklanıp ağlayarak af dilersiniz. Kendi yaptıklarınızı unutup dostunuzun haram lokmasını sayarsınız. Kardeşinizi kıskanır, baltalamak için bahane ararsınız. Tanrı yolundan çıkar birden, doğruyu kaybeder. Onadır hırsınız, böyle anlatırsınız millete. Hep susar, arkasını döneni bombalarsınız. Farzlarınızı yerine getirmeye çalışır, gelir durumunuzu beğenmeyen Suudi Arabistan sizi topraklarına almadığında Hacdan yırttım diye düşünürsünüz. Aslında düşünmeye korkar, soru sormaktan kaçarsınız. Sorgulamazsınız neden hasta olduğunuzu, günah işlemişsinizdir mutlaka. Ölecekseniz de allahınızın kararıdır. Vadeniz dolmuştur. Bir yandan da hastanelerde koşturur dini bütün bir doktor ararsınız. Muayene olur ordan çıkar hacı hocaya koşarsınız. İki kişi bulursunuz, biri üfürür biri tükürür. Karşılığında da en yakın camiiye bağış yaparsınız. Çok değil, iki bin lira. Çocuğunun okuduğu okuldan istenilen ücretin yirmi katı falan. Ne olacak sanki, onlar kuran bilirler mi, zaten takmışlar modernleşmeye batılaşmaya. Evrim falan anlatılıyordu kitaplarda, onu kitaptan akldırttınız ama bu öğretmenler durur mu? Kesin anlatıyorlardır evrim saçmalığını. Onun için öğretmene ne kadar zulüm o kadar güven verir size. Ya da orada da sızmalı içlere. Oturun koltuklara, kazıyın eski kafalıları. Evrim nedir? Batılılaşma nedir? Modernleşme nedir? Eğitim öğretim nedir ki dini temel olmayana?

Hadi onun için şimdi yetiştirin gençleri, sizlerden olsunlar, ama okullarda kamufle olup geliştirsinler kendilerini. Çok kulak asmasınlar oralara, yakınlaşmasınlar kimseyle, büyüyünce sınava girsinler, siz de bir el atın tekrar sokun o okullara. Öğretmen olarak, müdür olarak! Tamam işte, her şey tamam. Bu da kısır bir döngüye girmiş oldu. Batı silinsin gittikçe, asıl olan Türk-İslam imparatorluğudur zaten. İlerlemek neye yarar ki? gerici olun tabii ki. Osmanlı da öyle yapmıştıya zaten, hani gerileme dönemine girmeden hemen önce. Onun için destekçiniz de eksik olmaz.

Bravo sizlere!

Bana bir Netbook Lazım!

Ahh ahh, meraklısı bilir. Çıktığından beri büyük hayranıyımdır veletlerin. Hatta en büyük hayalim, bir vapura atlayıp boğaz turuna çıkmak, küçük canavarımı almak dizlerimin üzerine, bir yandan boğazı turlarken diğer yandan Dreamweaver ile çatır çatır php kodlamaktı…
Bu hayalimi yitirmiş değilim tabii ki ama ondan önce bir netbook edinme hayalimi gerçekleştirmeliyim sanıyorum. Bilgisayar dükkanımız var, hatta ben kendim bizzat (tamam sadece ben değil Nitro Web olarak) o dükkan için site yapacağız ama diyemiyorum bile “bana bir netbook almalıyız” diye. Aman tanrın! Ağlamaklı olur atarım kendimi herhangi yerlerden.

Netbook edinmek için çalışmalıyım, üçtür beştir azdır çoktur demeden kıyıya köşeye para atmalıyım. Tabi bunun için bir de hedef belirlemeliyim. Mesela (yanılmıyorsam) LG X1300 modeli var. Şık göründü gözüme, ayrıca kullananların yorumlarına bakılırsa hatrı sayılır derecede bir şarj ömrü varmış.

Bazı kişiler aldığı malı yere göğe sığdıramaz, onun için elindekinden daha yüksek bir alet yoktur. E haklı adam, o kadar para vermiş. Ama bazıları var ki netbookuna aşık olsa bile LG’nin onunkinden daha fazla şarj ömrü olduğunu kabul ediyor. Bıyık altından iletiyor.

Bu Kısa ara lafı da çaktıktan sonra tam gaz devam;

Peki netbookla neler yapılınabilir?

Netbook adından da anlaşılacağı gibi “net” için dizayn edilmiş küçük, küçücük, minicik dizüstü bilgisayarlardır. O kadar küçüktür ki, yüksekliği yarım karış oyutunda olanları vardır. O kadar küçüktür ki dahili bir disk okuyucusu yoktur. (Cd-Rom, DVD-RAM gibi) Hepsinde (en azından benim gördüklerimde) standart oalrak wireless vardır, ki olması gereken de budur. Çeşit çeşit özellikli netboklar var. Meselsa sadece internete gireyim, içinde bir kaç müziğim olsun, hız falan da önemli değil artık bağlantım ne kadar izin veriyorsa internet hızım o kadar olsun makine performasını salla falan derseniz hdd kapasiteleri 2 gb, ramleri 512 mb olan miniklerimiz var. Bu netbooklar az önce sıraladığım şeylerde işinizi görür. Ancak benim gibi, net dışında kullanacağınız programlar, barındırmanız gereken dosyalarınız v.s. varsa; artık netbooklar için gittikçe standartlaşan özelliklerle donatılmış bir canavar edinmelisiniz. Bu ürünlerde genel olarak temel özellikler şöyle olur;

  • Intel Atom İşlemci
  • 1 GB Ram
  • 160 GB HDD

İşte bnlar benim istediğim aletin standartları, bu arada bu yazıyı pumaxepidemic.com dan başka bir yerde okuyorsanız ve yazının sonunda veya başında herhangi bir kaynak belirten bir satır v.s. yoksa, bir emek hırsızının sınırları içerisindesiniz. Bir de 3g modeminizi aldığınızda kimse tutamaz artık sizi.

Aa, hazır 3g demişken. Artık sık sık duyulduğu gibi, bu cihazların dahili 3g özelliği bulunan modelelri de çıktı. Böylelikle operatör hattını, herhangi bir aparata ihtiyaç duymadan, direk netbookunuz ile internete bağlanmak için kullanabilirsiniz. ki bu kulağa daha hoş geliyor tabi. Netbooklar gelişmeye devam ediyor, hatta aygıtlar öyle küçülüyor ki yakın zamanda piyasaya sürülmesi beklenen xpPhone diye bir cep telefonu var. Bu telefon tamamen bir xp işletim sistemi içeriyor, geniş dokunmatik ekranı ve sürgülenince açılan klavyesiyle tamamen minicik bir netbook niteliğinde oluyor.

İlerki makalelerimde netbook ile neler yapılabilineceğine dair daha derin bilgiler vermeyi planlıyorum. Malum yeni nesil internet 3gyi de kullanarak internete bağlanmanın yollarını tartışıp hangisinin sağlıklı olduğuna, hangi oparatörün uygun olduğuna ve netbook hediyeli 3g paket kampanyalarına değineceğim. En azından öyle umuyorum =)

Şimdilik sağdan soldan edindiğim bilgilerin,netbooklara olan ilgimden dolayı derin araştırmalarım ve Media Markt, Gold Computer, Teknosa gibi yerlerde gördüğüm netbooklara dayanarak size bir şeyler sunuyorum. Evde 3 bilgisyar bulunmasına rağmen bazen kullanımda sıkıntı çekiyorum ve tamamen bana ait bir şey olsun istiyorum. Mesela bu akşam ancak 23:45 civarında geçebildim bilgisayar başına.

Bir netbook edindiğimde her şey daha güzel olacak eminim. Onun için şimdi çok sevdiğim abilerim Server Uraz ve berk Bayındır’dan (Pit10 & Beta) gelsin; Bize Biraz Cash Para Lazım! =)

Kontör Dolandırıcılarına Dikkat! Yeni taktik 10000 Lira!

Piyasada ki kontör dolandırıcılarını duynalar vardır mutlaka. Hatta bir ara emniyet genel müdürlüğü operatörlerle işbirliği yaparak bu gibi dolandırıcılara karşı uyarı mesajı atmıştı. Mesajın içeriğinde bilinmeyen telefonlardan yapılan aramalarda, kendini polis memuru, yüksek rütbeli asker ya da devletin üst mertebesinden şahıslar olarak kendilerini tanıtarak, size işlediğiniz suçlar veya başka bahaneler sunup bunların kapatılması için kontör istediklerinde, bunun bir kontör çetesi olduğunu anlayıp ciddiye almamamız gibi şeylerden bahsedilmişti. Ne var ki yurdum insanı yolunmadan akıllanmıyor işte…

Bu güne kadar çeşitli yollarla kandırılıp yüklü kontör isteyenlerin sayısı baya oldu dükkanda, hemen belirteyim bir ceptelefonu & bilgisayar dükkanından bahsediyorum,  ilk kurban içeri girdiğinde yüzünde bir şok ifadesiyle 3 adet 250 kontör istedi, o zaman 250 kontör fiyatları 44 liraydı ve kazıyıp direk karşıya iletti numarayı. Ardı arkası kesilmedi, o gün 850 lira gibi bir miktarda kontör aldı ve biz tahminlerimizle dolandırıcı olduğunu söylememize rağmen dinlemedi. Sonradan öğrendik ki aynı numara bir kaç saat sonra “dolandırıldınız” yazan bir mesaj yolluyor…

Artık bir tecrübe kazanmıştık ve sonraları gelen müşterileri bilgilendirmeye çalıştık, ancak ne varki karşlı taraf o kadar ikna edici şekilde konuşuyordu ki ben kendimi bildim bileli tanıdığımız olan insanları bile zar zor ikna edip kapattırdık telefonu. Bir kersinde yoldan geçen bir polisi çevirip telefonu ona verdirdik, adamlar polise küfür edip kapattılar, adam hoparlörden buna şahit oldu ama yine inanmadı.

Bu gibi durumlardan sonra da biz karışmamaya karar verdik, müşteri her zaman haklıdır ilkesiyle sadece “Kendinize almıyorsanız kime alıyorsunuz?, Bu kadar kontör nereye gidecek?, Bir tahsilat için falan kullanılıyorsa öyle bir şey yoktur dikkatli olun!, Piyasada çok sahtekar var artık!” gibi tepkilerle uyarmaya çalışıyoruz ama nafile. Ondan sonra yaklaşık 20 kişi aynı yöntemle kandırılarak aşırı yüklü derecede kontör aldırılarak binlerce lira zarara sokuldu. Tam bitti heralde, emniyet müdürlüğünün attığı mesajlar halkımı bilinçlendirmiş, ne büyük gurur derken kendi kenieme bomba bugün patlamış;

Adamın birinin cep telefonuna “Seda Sayanla düzenlenen PEPSİ çekilişlerinden büyük ödül olan 10000 [on bin] lira kazandınız. Konuyla ilgili olarak yetkili arkadaşlar en yakın zamanda size döneceklerdir.” diye bir mesaj gelmiş ve macera başlamış…

Ben dükkanda değildim, olanları dayım anlattı bana. İçeriye hararetle girmiş orta yaşlarda bir bey, acilen 6 adet 250 kontör istemiş, bizimkiler farkedip naza çekmiş, 6 taneyle ne iin var gibisinden, adam sinirlenerek var mı yok mu yoksa ilerden alayım demiş. Madem alacak kaçırmayalım demişler heralde ve vermişler 6 adet. Bu arada 250 kontörün şu anki fiyatı 50 lira. 50 * 6 dan 300 lira yapar. Kontör isteme bahaneleri, paranın hesaba aktarılamsı için noter işlemleri var, noter sitesi üzerinden gerçekleştirileceğinden şu kadar kontör şifresi lazım deniyor. üstüne üstlük “abicim 100lük kontör işlese ondan yolla diyicem de 250 kontör şifresi olmazsa işlemiyo sistem” deniliyor. Bu gübü bahaneler sıralanıyor, banka hesabına ulaşmak için 7 adet, noter onayı almak için 6 adet, adamın kendi hesabını kontrol için [yuh artık dedim] 5 adet kontör… Böyle böyle boyuna kontör isteniyor. Dayım sürekli “Bak abi bu adamların merkezi istanbuldadır, ne iş yapcaksan bi taksiye atlayıp gitsen en fazla 50 lira tutar. Bu kadar parayı harcama kontöre git yüz yüze konuş” dese de adam 10 milyarı hemen kazanma isteğiyle kontör alımını sürdürüyor ve parça parça, kredi kartıyla ödüyor her yeni kontörde. Toplamda 2800 lira civarında harcama yapıyor sadece 1 saat içinde. Ve adam en son paranız hesabınıza yattı, hemen gidip bankadan çekebilirsiniz, kontörler için harcadığınız para da bir kaç güne size yatırılacak deniyor. Ve adam bu coşkuyla dükkandan çıkıp gidiyor.

Çok değil en fdazla yarım saat sonra dükkana dönüyor, inanın yüzündeki ifadeyi hayal edebiliyorum, adam bankamatik kartını takıp hesabına bakmış, heralde daha işlenmemiştir diye başında beklemeye başlamış. Sürekli kartı çıkarıp takıyormuş, sıradakiler rahatsız olmuş, güvenlik çağırılmış, tartışılmış, ve güvenlikle bağırışırken telefona kocaman kocaman harflerle bir mesaj gelmiş; “DOLANDIRILDINIZ!!! SELAM, YOLA DEVAM!!! ;)

Sanırım o anda geçici felç falan geçirmiştir, o kuyruk acısıyla dükkana dönmüş dayımlar olayı ona açıklamaya çalıştıklarını, onun dinlemediğini falan anlatınca iyice morarıp ikinci defa çıkmış gitiş dükkandan. Ama bu sefer, geçen sefer yaşadığı heycanın katlarca fazlası derecede aptallık ve üzüntü hissediyordur bence…

Dikkat edelim arkadaşlar, resmi yollarla size ulaşılmadıkça telefon üzerinden hiç bir şekilde hiç bir işlem yapılmayacağını bilin! Aklınızı çelmelerine izin vermeyin, böyle insanları gördükçe üzülmüyor değilim ama nasıl inandırıyorlarsa, biz karşı gelince insanlar bize küfredicek duruma geliyor…