Bugün

ÖSYS Sonucum!

Ohh be sonunda bitti dedirten haberlerden biri daha. Çünkü YGS sonrası, LYS sonrası falan da aynı şeyi dedik, hatta  tercihleri yaparken de. Şimdi sonuçlar geldi nereye yerleştiğimizi gördük yine sonunda bitti diyoruz ama daha bunun kaydı kuydu var. Sonra okul başlar, bilmem ne. Yani asla bitmeyecek ama birini daha atlattık diye sevinelim bari. Bugün açıklanacağını ile bilmiyordum, annem söylemişti de inanmamıştım. Sonra dayımlar hatırlattı, yine TC Kimlik numaramı bir yere yazıp panoya kopyaladım, site sorgulamaya imkan tanıdığı anda ctrl+v ile yapıştırıp kontrol ettim. İşte sonucum :

ÖSYM
2010-ÖSYS Sonuçları
Sonuç Açıklama Tarihi: 13 Ağustos 2010

T.C. Kimlik Numarası 13799884010
Adı, Soyadı MEHMET UĞUR ARICI
Yerleştiği Yükseköğretim Programının
Adı KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ (İSTANBUL)
İLETİŞİM FAKÜLTESİ
YENİ MEDYA (%50 BURSLU)
Kodu Tercih Sırası Yerleşme Türü
2141915 03 GENEL
Puan Türü Yerleşme Puanı
TS-1 357,817 (0,12 AOBP’Lİ)
Kayıt Tarihi 31/08-07/09/2010
Kayıt Adresi KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ KADİR HAS KAMPÜSÜ CİBALİ-FATİH
İSTANBUL
Burs, kredi, katkı kredisi ve yurt başvuruları Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından yapılmaktadır. http://kyk.gov.tr internet adresini ziyaret edebilirsiniz.

2E1S1:81269

Sorgu Sayfası

Resmen tercihlerin son gününde düzenleme yaptığım yere yerleştim. Yeni Medya bölümünü son anda fark ettim biraz araştırıp bana uygun olduğunu düşündüm ve düzenleme yapıp tercihlerimin ilk sırasına tam burslusunu, 3. sırasına da %50 burslusunu yazdım. 3. tercihime yerleşmişim. Sevinmedim diyemem. Bakalım neler olacak :)

LYS Sonucum

YGS Sonucumu duyurmuştum, LYS her ne kadar beklediğim gibi olmasa da onu da duyuracağımı söylemiştim işte duyuruyorum. Malum, bugün açıklandı. Ben yine YGS’de yaptığım gibi TC Kimlik numaramı bir kenara yazıp kopyaladım, http://lys2010.osym.gov.tr adresinde bir bekleyişe geçtim. Resmen yine hiç beklemediğim halde heyecan hissettim, sürekli F5 yaparak yeniledim sayfayı. Son saniyelerde emin olmak için tc kimlik numaramı tekrar kopyaladım, ve sonraki yenilememde sistem saati 10:29:58di, biraz bekleyip tekrar yeniledim, form karşıma geldi, direk yapıştırıp sonucu aldım.

Aslında pek problem etmiyordum ama böyle de beklemiyordum, tamamen umduğumdan da beter bir sonuç diyebilirim. Çok mu kötü? Hayır değil belki ama en azından daha iyi bekliyordum. Neyse, haydi bakalım hayırlısı daha neler göreceğiz. Yarın Bilgi Üniversitesine gidip yetenek sınavlarıan bakınacağız falan ortaklarımla. Hee unutmadan, işte puan sonuçları:

Puanlarınızın hangi üniversitelere uygun olduğunu öğrenmek için tıklayın!

SINAV PUANLARI VE BAŞARI SIRALARI YERLEŞTİRME PUANLARI VE BAŞARI SIRALARI
ALANINDA ALAN DIŞI EK PUANLI
PUAN TÜRÜ PUANI BAŞARI SIRASI PUAN TÜRÜ PUANI BAŞARI SIRASI PUANI BAŞARI SIRASI PUANI BAŞARI SIRASI
YGS-1 269,031 0311329 Y-YGS-1 323,636 0294044 312,715 0306240
YGS-2 247,996 0329501 Y-YGS-2 302,601 0300283 291,680 0324503
YGS-3 351,089 0139836 Y-YGS-3 396,239 0149114
YGS-4 350,204 0116894 Y-YGS-4 406,641 0115425 395,354 0125460
YGS-5 340,222 0183280 Y-YGS-5 397,733 0171597 386,231 0186959
YGS-6 304,888 0270317 Y-YGS-6 362,399 0244599 350,897 0267147
MF-1 204,041 0342408 Y-MF-1 258,646 0319590 247,725 0331702
MF-2 185,391 0350634 Y-MF-2 239,996 0321546 229,075 0336785
MF-3 189,395 0333598 Y-MF-3 244,000 0308970 233,079 0322444
MF-4 200,698 0337835 Y-MF-4 244,382 0327321
TM-1 285,328 0191837 Y-TM-1 342,839 0192223 331,337 0194196
TM-2 298,152 0154393 Y-TM-2 355,663 0158116 344,161 0159287
TM-3 313,635 0118681 Y-TM-3 371,146 0122935 359,644 0123692
TS-1 312,667 0077970 Y-TS-1 369,104 0066942 357,817 0077055
TS-2 324,657 0083414 Y-TS-2 381,094 0074365 369,807 0084891
DİL-1 Y-DİL-1
DİL-2 Y-DİL-2
DİL-3 Y-DİL-3
Adayın 2009 Yılında Yerleşme Durumu YERLEŞMEDİ

Unutmadım!

Heyt be, ne kadar çok oldu yazmayalı. Ama gerçekten unutmadım hiçbir şeyi, zamanım olmadı, zamanım varken de isteğim olmadı yazamadım falan işte. Takip edenlere çok özürler, aktif olarak yazdığım günlerde günlük ziyaretçim 200e yaklaşıyordu, en az 50-70 arası oluyordu, şimdi standart ziyaretçi miktarı günlük 40-50 civarı. Yılmadan göz atanlara teşekkürler.

Öncelikle 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun. Türkiye’min genç ve dinamik halkının yaptığı kutlamaları takip edebildiğim her yoldan takip ettim diyebilirim. Bu heyecanın hiçbir zaman azalmayacağını, her sene daha da coşkuyla kutlanacağını bilmek ne kadar güzel. Övünebileceğimiz değerler bıraktığı için Atatürk’e minnettarım. Bu arada, bugün (aslıdna teknik açıdan dün) yani 19 Mayıs 2010′da, Kanal D saat 13.00 haberlerini sunan bayan spiker, bültenin girişinde “19 Mayısın 81. Yıl dönümü kutlu olsun” dedi, ben de doğal olarak sinirlendim. Hemen kanald.com.tr’den mail attım falan, bu ne kadar etkili oldu bilmiyorum ama bayan hemen özür dileyerek hatasını düzeltti. Bunu anlık olarak tweetledim. Sevinmedim diyemem açıkçası.

Nisan ayında sadece üç yazı yazmışım. Ayın 10unda, 20sinde ve 30unda. 10 günde bir yazma moduna girip de o günü kaçırınca sonraki 10un katı olan güne mi atıyorum otomatikman bilemedim. Zira bugün mayısın 20si, yani mayısın 20sine gireli iki saat dokuz dakika olmuş netbookumun saatine göre.

Neler neler oldu ya yazamıyorken, her zamanki gibi yine birçok değişim oldu hayatımda, yaşantımda, standartlarımda falan. Tatsızlıklar yaşandı, yanlış anlaşılmalarla mağdur oldum, yanlış anlayıp gaddar oldum, sessiz kalıp itici oldum, çok konuşup şüpheli oldum falan ama her halimle Uğur Arıcıyım.

Cidden öyle uykuluyum ki, yine de yazı yazmayı özlemişim. Uzun süredir yazmadığımdan mı yoksa bayılacak derecede uykumun olmasından mıdır bilinmez yazıyı toparlayamıyor ve saçmalıyormuşum gibi hissettim. Yok ya, Uğur Arıcı yapmaz öyle şey.

Aa, size duyurdum mu bilmiyorum ama buraya bloglamaya deavm edeceğim tabi ama kişisel site olarak kullanacağım domain(ler)im var artık. Şöyle açıklayayım; 11 nisan günü ugurarici.com’u almak üzere domaini sorgulattım ve dolu olduğunu gördüm, canım sıkıldı tabi, kim aldı yaa gibisinden ama nasıl oldu bilmiyorum, bir şekilde göremedim. Ben de gidip ugurarici.com.tr’yi aldım. Ondan iki gün sonra, yani 13 Nisan’da ofiste benim için  ”süpriz” olarak düzenlenen doğum günümde, ortağım Ahmet Faruk Kara bana hediye oalrak ugurarici.com’u aldığını söyledi. Şaşırdım, sevindim, mutlu oldum falan işte. Yani anlayacağınız: artık ugurarici.com da, ugurarici.com.tr de bende, ohh miss nasıl sevindim nasıl sevindim. İkisi de aynı yere çıkacak elbet, kafamda çok basit bir şey var, öyle fazla kalabalık olsun istemiyorum, daha resmi bir şey. Malum resmi tavırlar, resmi konuşmalar kadar resmi bir imaj bırakmak önemli tabi karşıdakinde.

Aa, karşıdakinde resmi imaj derken, bir tercümanlık sitesi için anlaşmaya vardık bir müşteryle ve onun çalışmalarına başlayacağız. Ayrıca bu yazamama döneminde, Blue Organization’ın ilk toplantısını düzenledik. Sarp Palaur’un evinde toplandık. Sidar Yıldırım, Sarp Palaur(şanışer), Berk Bayındır (beta), Samet Gönüllü (sokrat st), Basri Fırat Bayraktar (kamufle), Cumali Efrah ve Nitro olarak ben ve ortağım Ahmet Faruk Kara ekip olarak çalışmalarımızdan, işlerin gidişatından ve geleceğinden konuştuk falan. Sonuçların bir çok kişiyi mutlu edeceğini sanıyorum ve çok iyi ürünler geldiğini düşünüyorum.

Bu toplantı sonrasında berkbayindir.com için Berk Bayındır ile bir plan program yapma aşamasıan geldik gibi falan işte. Tabi bu yazamama dönemi içinde biz http://sarppalaur.com ‘u da yeniledik. Tasarımı ortağım yaptı, ben de çıtır çıtır kodladım. Ve yine aynı dönem içinde, Nitro bünyesinde bulunan Cevdet Engin’e doğum günü hediyesi niteliğinde http://cevdetengin.net ‘i kurduk. İtiraf ediyorum ki bu saatlere kadar kalmamın sebebi de http://pit10.org üzerinde, sistem güncellemesi ve ufak değişiklikler yapmaya uğraştığımdandı. Hazır uykulu halde her şeyi açıklarken blueorganization.com için de yeni bir tasarım ve sistem geleceğini duyurayım buradan.

Ayrıca iyi hatırlattınız, LYS başvurumu yaptım tabi. LYS 1, 3 ve 4′e gireceğim, ben 5′e de girmek istiyordum da neden vazgeçtim, hatta ne zaman vazgeçtim bilmiyorum. Haydi hayırlısı.

Ki bir şeylerin daha hayırlı olabilmesi için en kısa zamanda uyumalıyım bence. Uzak kaldığım için kusura bakmayın, yine eskisi gibi güncel olabilmek umuduyla. Bu arada güncel olamasam da sitenin ziyaretleri, gugıldan birilerine göz kırpıp birilerini siteye çekmesi falan gayet iyi durumda bence, hoşuma gitmiyor değil. PageRank değerim hâlâ 2, sonraki güncellemede neden artmasın ki =)

Hadi iyi geceler!

YGS Sonucum!

Birkaç gündür okulun malzeme odasında bir başıma okulun tanıtım bültenini hazırlamak için didiniyorum. Malum rahat çalıaşbilmem için bana sağlanan dizüstü bilgisayarda internet de var. İçerik hep bilgisayarda da olsa bugün bu internetin faydası baay bir dokundu bana. http://ygs.osym.gov.tr adresini rahatsız etmeye başladım oturduğum gibi. Malum bugün sonuçlar açıklandı. 10:30da görebileceğimiz söyleniyordu ve ben sayfayı sürekli yeniliyordum. Saat 10:29:59u gösterdiğinde duraksadım, derin bir nefes aldım. Orada zaman kaybetmemek için TC Kimlik numaramı daha önceden bir not defterine yazıp panoya kopyalamıştım. Sayfayı tekrar yenilediğim gibi TC Kimlik numaramı isteyen form geldi karşıma. Direk yapıştırıp gönder butonuna tıkladım ve sonucumu aldım. Açıkçası beklediğim gibi geldi. Benim için iyi bir sonuç diyebilirim yani. Ancak sonradan gelip yanımda sorgulama yapanların puanlarını görünce kafam kurcalanmadı değil. Yine de sizler biliyorsunuz zaten bendeki bu sınav olayını. Benim için gayet iyi bir sonuç diyebilirim. Hadi bakalım LYS bize neler gösterecek.

Unutmadım unutmadım puanımı sunmayı, aynen benim gördüğüm şekilde aktarıyorum size buyrun:

ÖSYM

2010-YGS Sonuçları
Sonuç Açıklama Tarihi: 30 Nisan 2010
T.C. KİMLİK NUMARASI 1*********0
ADI VE SOYADI MEHMET UĞUR ARICI
TESTLERDEKİ DOĞRU VE YANLIŞ SAYILARI
TÜRKÇE SOSYAL BİLİMLER TEMEL MATEMATİK FEN BİLİMLERİ
Doğru Yanlış Doğru Yanlış Doğru Yanlış Doğru Yanlış
31 04 29 07 21 02 00 00
PUANLARI VE BAŞARI SIRALARI YGS-1 YGS-2 YGS-3 YGS-4 YGS-5 YGS-6
PUANI 269,031 247,996 351,089 350,204 340,222 304,888
BAŞARI SIRASI 0311329 0329501 0139836 0116894 0183280 0270317
LYS’LERE GİRME DURUMU GİREBİLİR

2E2S8:250Sorgu Sayfası

Eee?

Merhabalar!

Son bir kaç saat içinde bana telefondan ulaşmayı deneyip de başaramayanlar varsa lütfen küfür etmesinler. Okulda üçüncü tenefüsteydik, birden telefonu titredi. Açtım, “Uğur Arıcı ile mi görüşüyorum?” dedi kibarlaştırılmaya çalışılan bir bayan sesi. “Evet” diye karşılık verdim. “İyi günler Uğur Bey, Yurtiçi Kargodan arıyorum.” dedi bayan. “Eee?” dedim ben de. “Adınıza bir kargo var” dediğinde de “Eee?” dedim. “İstediğiniz zaman şubeden teslim alabilirsiniz, 5,25 ödemesi var.” dedi. Ben de “Peki teşekkürler” falan derken ingilizce öğretmenimiz girmiş sınıfa. Geldi telefonumu istedi, diğer elimde de kapalı halde başka bir telefon vardı. Kendi mesaj hakkım bittiği için onu kullanıyordum. İkisini de aldı çantasına attı. O anı şaşkınlık içinde atlattım resmen. Çünkü öğle arasında olduğumuz için rahatça konuşuyordum telefonla, yani ben öyle sanıyordum.

Ders bitince falan yanına gittim işte “Öğretmenim benim telefonlarım vardı” dedim, “Eee?” dedi. “Onları geri alabilir miyim?” dedim, “Git müdür yardımcınla konuş.” dedi. Eee, şimdi gitsem bir türlü gitmesem bir türlü. Başka bir derse gireceğiz, derste telefon ne yapacaksın yasak mantığıyla vermezdi kesin, tabi bir de aynı öğretmen (ne tesadüf) daha önce de benden bir telefon almıştı, onun etkisiyle olay henüz tazeyken gidersem Vural Bey kesinlikle vermezdi telefonları. Bu düşüncelerle sınıfıma çıktım. Öğleden sonraki dört dersin ilki geometri, ortadaki ikisi seçmeli edebiyat, sonuncusu da rehberlikti. Seçmeli edebiyatımıza Vural Demir giriyor malum. Gerçi girmiyor demek daha anlamlı olur, defteri aşağıya inip imzalatıyoruz, sonra sınıfta test çözüyoruz (!) Onun dersi geldiğinde idari kata indim, sınıfa gelir mi gelmez mi diye yokladım. Her zamanki gibi niyeti yoktu. Okulumuzun çok sevdiğim sekreteri Zeynep ablamın yanına uğrayayım gelmişken dedim, bir de ne göreyim; Zeynep ablanın yüzü asık, bilgisayarda bir şeylerle uğraşıyor. “N’oldu abla?” dedim, “Benim bilgisayar vardıya” dedi. “Eee?” dedim, “İşte o çöktü” dediğinde yine “Eee?” dedim. “İşte şimdi her şeyi baştan giriyorum bana yardım eder misin?” dedi. Kabul ettim, oturdum yanına, geri kalan üç ders boyunca o okudu ben yazdım. Tabii ki bitmedi ama tüm sınıfların listesini v.s. çıkarmıştık en azından. Okul bittikten sonra da kaldım biraz. Neyse, okul dağıldı, hemen hemen herkes gitti. Tabii ki Vural Demir odasındaydı. Sınıfa çıkıp eşyalarımı almadan önce yanına gidip öğretmenim telefonlarımı istiyorum gibisinden mıymıylandım o da “Eee?” dedi tabi doğal olarak. Biraz konuştuk falan vermeyeceğini anlayınca üstüne gitmeyeyim dedim. En azından sadece bir gün kalır, üsteleseydim bir hafta, bir ay, bir dönem falan diye uzardı kesin.

Topladım eşyalarımı, telefonum yok, dışarıyla iletişimim yok, Özgürle dersaneye gidecektik o da ortalarda yok. Biraz da can sıkıntısıyla gittim durağa bindim arabaya vardım avcılara girdim kargoya dedim benim paketim varmış burada. Kadın suratıma baktıı baktıı “Eee?” dedi. Onu verin dedim falan, getirdiler, açtım paketini. Gerçi zaten beklediğim bir şeydi ama görünce dayanamadım “Aaa, Eee!” dedim. Kadın kimliğimden bakıp bir şeyler yazdığı kağıttan kafasını kaldırıp bana baktı ve “Efendim?” diye sordu. Ben de cevabı yapıştırdım; “Size demedim, Asus Eee PC bu, geçen gün siparişini verdiğim netbookum!”

Daha önceden de Bana bir netbook Lazım! demiştim =) Ya netbook aldığımı anlatmam ne kadar ilginç, uzun ve belki de saçma oldu değil mi? =)

Şu anda yatağımda uzandım, küçük canavarımı kucağıma aldım ve yazmaya devam ediyorum. Resmen aylardır bunun hayalini kuruyordum. Bu daha başlanggıç tabi, bu canavarla daha neler yapacağız neler. Ürün gerçekten mükemmel. 160 gb hdd, 1gb rami ile işimi görür düzeyde. Ses çıkışı da gayet iyi, wireless çekim gücü de hoşuma gitmedi değil. Eski laptopum karşı dairede bulunan kablosuz modemin sinyalini benim odamdan alamazken bu canavar açtığım anda gördü, hatta “Dur abi zahmet etme ben bağlanırım” derecesindeydi. Aşırı memnunum, bakalım neler göreceğiz ilerki dönemlerde. Ürünün kutusunda batery notice diye küçük bir sticker gibi bir şey çıktı, açıkçası incelemedim. MediaMarkt kaşeli, iki senelik garanti belgesi, driver cdsi, kullanım klavuzu v.s Bir de çok hoşuma giden kumaşımsı, böyle elyaf mı derler neyse artık, köşesinde Eee PC logosu bulunan küçücük bir çanta vardı kutuda. Tabi tek gözü var netbook için. Ek olarak önünde arkasında gözleri falan yok, minicik ve mükemmel görünüyor işte =) Daha önceden gittigidiyordan bir liraya aldığım parmak mouseumu da bağladım direk, bugünleri beklercesine çalıştı alet. Artık istediğim her yerden bloglayabileceğim dostlar =) (tamam her yerde internetim olmayabilir şu an, ama en azından bir notdefteri açar yazarım, sonra yaynlarım. Şu anki hedefim; bir Vodafone 3g modem almak. Hadi bakalım lım =)

Kendinize iyi bakın! Hayırlı olsun diyenleri duyuyorum, teşekkür ediyorum =)

Her veda zor gelir…

Bu yazıya “merhaba” diye başlamak biraz ilginç olur sanırım =)

Aslına bakarsanız içimde hâlâ bir burukluk var. Neden bilmiyorum, niye böyleyim? Çok saçma değil mi? Zaten belliydi gideceği, gelmeden önce belliydi hatta. Kısa sürelik bir ziyaret, İstanbul misafiriydi sadece. Yuvası burada olsa da hem memleketine hem okuluna döndü sonra.

Şimdiye kadar okunan kısım gayet yanlış anlaşılabilir, anlatmak istediğime nazaran. Hayır, bir kızdan, sevgiliden bahsetmiyorum. (Zaten blogumda o gibi konulara hiç girmeyeceğim) Bahsettiğim kişi çocukluk arkadaşım, Hüseyin Can Keleş aslında.

Beşinci sınıfta tanıştık, hem sınıf arkadaşım hem de komşum oldu, birbirimize çabuk alıştık. Çok iyi biri, her şeyden önce farklı. Evet sizlerden farklı, ve herkes gibi olma çabası içinde değil. Kendi olmasını bilen biri, onun için bende daha özel bir yeri var. Dışarıyı umursamayan “koyver gitsin” tavırlarına sahip özel biri.

Yanlış hatırlamıyorsam lise ikiden sonra boğaz kenarındaki canımcım okulunu bırakıp memleketi Orduda, aynı statüye sahip bir okula geçti. Denizcilik okuyor kendileri. İyi denizci oluro ndan kalıbı falan var yani, 45 numara bot giyiyor boru değil.

On beş tatilin ikinci haftasında tatil için İstanbula geldi. Ve istisnasız her gününü benim için ayırdı. Burdayken de hep yaptığı gibi yardımcı oldu, sayesinde dükkanı ofisi falan toparlamış olduk. Ne istesem olur diyor. Ben de mutlu ettim sanırım birazcık onu. Geçtiğimiz perşembe (4 şubat 2010) Berk Bayındır’ı (Beta) ziyarete gittiğimde onu da götürdüm yanıma, şansımıza Server Uraz (Pit10) da oradaydı. Onları görebilme, konuşabilme şansı oldu. Hatta Server Uraz’ın arabasına bile binmiş oldu vesileyle (34PIT10). Tüm Orduda bunu yapabilmiş tek kişi olduğuna eminim diyebilirim :)

Bir de fotoğraf çektirdi orada, Berk Bayındır’ın evinde, kendi odasında, bir tarafta Beta, diğer tarafta Pit10 ortalarında Hüseyin iyi bir fotoğraf oldu =) Mutlu oldu. İnsanları mutlu etmek hoşuma gidiyor.

Az önce Avcılardan Görele Seyahat’in otogar servisine bindirdim kendisini. Orduya geri dönme vakti gelmişti çünkü. Umarım kazasız belasız gider. Kendine çok iyi bakmasını tembihledim.

Siz de kendinize iyi bakın, ve unutmayın; Ne olursa olsun mutlu kalın! =)

Heey! Sen pumax mısın?

Aa, evet evet o benim!

Birkaç saat önce sanıyorum, bu soruyla karşılaştım ve (sanıyorum biraz uzun süreli) bir şaşkınlıktan sonra cevap verebildim: Evet.

Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi’nin kapısındaydım, boşboş geziyordum öylece. İçeriye girdim, sinema seanslarına baktım, ilginç güvenlik görevlilerine baktım. (“Ötmemek için her şeyi çıkarın, emanet falan varsa onu çıkarın.” gibi şeyler diyorlar ziyaretçilere). Sonra kitaplara bakmak için ilerledim, ilerledim, ilerledim… Daha önce gelenler varsa bilir, kitapların bulunduğu bölümü ayıran banklar var, orda bir çift oturuyordu elele, hemen arkalarında kitapları inceleyerek onlara sürekli laf yetiştiren bir kız daha vardı. Amaçsızca dolaşmaya devam ettim, yakınlarından geçerken çocuğun ters ters baktığını sezdim (al işte paranoyaklaşıyorum) ve rahatsız oldum. Dolaşmaya devam ettim, ilgimi çeken hiçbir şey olmadı. Ben gayet bendim, hiç pumax gibi değildim o an. Boş boş etrafa bakınıp her şeyden vazgeçiyordum işte. Tam kitap bölümünden çıkmak üzereyken -kitapları inceleyerek laf yetiştiren- kız tam önümde bitiverdi birden. Sadece bir saniyelik bir süreç falan öylece baktı ve benle konuşmuyormuş gibi bir havayla “Sen pumax mıydın?” dedi. Bir yandan da gülmemek için kendini zor tutar gibiydi, aslında hiç duymamış gibi yapıp yürümeyi falan düşündüm o an. Arkasından bankta oturan kız ve sevgilisinin de bana dönük olduğunu farkettim.

Durdum, şapkamı çıkarıp “evet” dedim sadece. “Uğur yani, hani şu sarpla pit10un sitesini falan siz yapmıştınız sen ordakilersin di mi?” gibi bir şeyler geldi cevap olarak. Aslında o cümle içinde her sitemizden bir parça bir şey söylendi, ama hayatın film şeridi gibi geçmesinden daha hızlı geçti gitti işte. Yine “evet” dedim sadece. Arkadaki çift de kalkıp yaklaştı, hepsiyle el sıkıştım. Çift Burak ve Ece’den oluşuyor, diğer kızın adı ise Begüm. Blogumu takip ediyorlarmış. Sitelerimizi çok seviyorlarmış, SarpPalaur.Com forum bölümünü açmamızı istiyorlarmış… (Ne kadar uyanığım, buradan yazarak ekip arkadaşlarıma da bildirmiş oldum resmen)

Kısa bir görüşme oldu, ama bana ilk soru sorulduğu anda ben oraya çivilendim (tabii ki belli etmemiş gibi falan yaptım). İlk defa hayatım boyunca hiç görüşmediğim birileri beni tanıyarak seslendiler falan diyebilirim. Merak edenlere söyleyeyim; ilk öpücük gibi bir şey. Hem eğlenceli, hem de ürpertici. Hem sıcacık hem de buz gibi.

Bu yazıyı okuyacaklar tahmin ediyorum.
Onun için; Teşekkürler Ece & Burak & Begüm

Takipte kalın =)

YGS Ücretimi Yatırdım, Formu Doldurup Başvuruyu Bugün Yapıyorum!

Merhabalar,

Aşırı derecede acelem var. Ygs için başvurularımızı bugün yapmamız gerekiyormuş okuldan. Bense ücreti dahi yatırmamıştım. Formum kalbim kadar temizdi (ne kadar klişileşti bu terim ya). Neyse, dersaneden çıktım tenefüste, eve geldim koşa koşa. Girdim garanti internet bankacılığıma, yatırdım parayı. Ohh, miss. 35 lirayı çatırt diye düştüler hesaptan. Bakmıyorlar gözünün yaşına. Dekontumu da yazdırdım, her ihtimale karşı mail adresime de gönderdim ki orada yazdırabileyim. Ne olur ne olmaz.

Herkes bana şans dilesin.(Tmaam tamam dini bütün olanlar dua edebilirler.)

Görüşmek üzere =)

İstanbul Bembeyaz!

Yaklaşık bir saat önce kalktım, uykulu uykulu gidip elimi yüzümü yıkadım. Üstümü giydim, şans eseri kapalı jaluzilerimin arasından dışarıyı gördüm Ve dışarısı bembeyaz, hâlâ da kar yağıyor.

Gece 3 sularında uykulu uykulu bir şeyler bloglamıştım. Orada da belirtmiştim fırtına olduğunu, uyudum , uyandım ve sadece 6 saat sonra gördüm ki fırtına gerçekten başarılı olmuş. Şu an dükkanda oturuyorum, bulunduğumuz cadde tamamen kar, zemin gözükmüyor, yolda da birkaç santimlik kar tabakası var, buzlaşmış. Kardan önce yağmur yağdığı için sanıyorum, buzlasşmış üstüne de kar gelince şimdi sokaklarda cıvık cıvık bir şey var.

Buradan ailelere sesleniyorum;

Dışarının beyazlığına güvenip çocuklarınızı kar oynamaya yollamayın!

Hava koşulalrı kötü oalrak yorumlanıyor, en az pazartesiye kadar böyle olması bekleniyormuş. İstanbulda büyük takımların maçları var (iyi ki biz dün akşam oynamışız :) ) onları da kötü etkileyecek sanıyorum.

Hepsinden önce, gece fırtına haberini verdiğim yazımda Kurtuluş Rap Partyiden bahsetmiştim. Üzülerek belirtiyorum ki; sanıyorum partiye gidemeyeceğiz.
Tabi daha hiçbir şey belli değil ama, bakalım bakalım.

2010 Kültür Başkentinde kar için ne gibi önlemler alındı, bundan sonra neler yapılacak merak ediyorum. Ben bir şey duyarsam iletirim sizlere =)

İyi günler.

Mutluluklar Ahmet!

Ortaklarımdan Ahmet Faruk Kara bir kaç dakika önce (belki yarım saat belki daha fazla ama niye hemen bloglamadın falan diye kızabilitesine karşın birkaç dakika yazıyorum) facebook üzerinden “Bir ilişkisi olduğunu” duyurdu yüzlerce arkadaşına. Ben de girdim yorumladım mutluluklar dilerim falan diye. Şu an face üzerinden kiminle ilişki içerisinde olduğunu göremiyorsunuz ne yazık ki. Ahh ahh, üzüldünüz değil mi?

Neyse ki benim gibi güvenilir bir bilgi kaynağınız var ve ben biliyorum. Yanlış hatırlamıyorsam yengemiz “Dora İrem” adında hanım hanımcık bir hanım (işte kafa karıştırmak budur (!)) Ahmet bugün anlattı, yok işte şöyle böyle falan diye, ne yalan söyleyeyim bu ilşki için ayrı bir kategori açıp her gelişmede bloglayabilirim. Hatta iyice cılkını çıkarıp (dikkat ederseniz diğer kelimeyi kullanmadım, ne kadar saygılı kültürlü falanım) bu ilişki üzerine bir twitter hesabı açabilirim. bu Hesabımı da hemen sayfamın sağında ve en aşağıda gördüğünüz gibi widget aracılığıyla eklerim siteme. Ohh, miss. Magazine döner buralar, yorumlar eksik olmaz.

Neyse şaka bir yana, Ahmet ve İrem çiftine mutluluklar diliyorum. (Umarım yenge İrem ismini kullanıyordur, ayrıca umarım ki ismi hatırladığım gibi Dora İremdir, yine umuyorum ki İrem yengenin sadece soyadı değildir. Eğer öyleyse umarım Ahmet bırbırlamaz)

Kalın Sağlıcakla!

(Tamam tamam olmayanlara da versin (kim verecekse artık))

Lan bi üst satırdaki parantez içine aldığım yazı biraz şoolmuş, farklı yönlere çekilebilir gibi. Ama yok yok, benim öyle takipçilerim yok.

enim takipçim var mı ki acaba ya.

Aha buldum, bu yazıyı okuyan varsa bir yorum çaksın ben de sevineyim. Ohh, miiss. çok zekiyim ya.

Hadi bakalım güldür güldür…