Uğur Arıcı
"Kişisel Sitemdesin Resmen!"
"Kişisel Sitemdesin Resmen!"
27 Ağu
Merhaba, saçma bir başlıkla daha yazıyorum. Uzun zamandır yazmıyorum yine, artık yazamıyorum galiba. Ya da yazdıkça çıkanlar beni rahatsız ettiği için yazmamayı tercih ediyorum heralde. Çünkü tahmin edemeyeceğiniz derecede bir toplumcu yapım var. Bir şeyler yapabilmek varken neden beklemeyi tercih edelim diye çıldırıyorum, ee yazdıkça da yapılabilecek şeyler çıkıyor ortaya.
Neyse uzun tutmayacağım, zaten sitenin ziyaretleri bir ara günlük 1000 tekili geçerken bu boşlama zamanında iki haneli sayılara düşmüş. Yazmadığım süre boyunca hem pek farklı bir şey olmadı, hem de çok şey değişti gibi. Mesela bu evde misafir olarak hissediyorum kendimi çünkü bütün eşyalarımız yeni evimize taşındı, annem ben ve kardeşim yeni bir eve geçiyoruz, belki de yeni bir başlangıç. Üniversite için İstanbul’da kalmamın büyük nedenlerinden biri de buydu tabii ki, onların bana ihtiyacı var gibi hissediyorum, ki öyle galiba (işte yapılacak bir şey daha çıktı, nasıl önemsenmesin ki). Kalmamın bir diğer büyük, kocaman sebebi de sevgilim tabii ki. (nereye gidicem ki ben manyak
). Değer verdiğiniz insanlarla olmak, hareketlerinizde ve planlarınızda onları da hesaba katmak, sonuçlarına beraber sevinmek ya da beraber üzülmek çok güzel bence. Ben en kötü anımda bile beni destekleyen, düşünen biri olduğunu bildiğim için çok mutluyum, iyi ki var diyorum sürekli, iyi ki gitmiyorum hep buralardayım diyorum, bu sene bitince onu da yollamayacağım ki =)
Güzel şeyler var işte, ve güzel şeyleri görmek, bunlarla mutlu olabilmek güzel. (ki son zamanlarda bunu yapamamaya başlamıştım) Bazen olumsuzluklar o kadar gözüme batıyor ki, ya da yaptıklarım için üzülüp içimi sıkarken, ya da ne bileyim yaptığım o kadar kötü ki bilmemkime şöyle oldu, işte ben söyle yapsam böyle olmazdı, şöyle yapmasam böyle olurdu falan diye. Yine de herkesi önemsemeden edemiyorum, yani gözlerimin içine bakıp aşağılayıcı sözler sarfeden, kendini ailem olarak nitelendiren insanlar bile “insan” oluyor sadece benim için. Ve her insanın diğerlerine karşı sorumlulukları vardır sonuçta. Özellikle sevdiğin, sevildiğin insanlara karşı çok çok daha fazlası vardır. Her şey önemsenmeli dikkat edilmelidir falan. Ama her şey bir yere kadar dedirtebiliyor bu hayat insana galiba. Yani bunalım hali için falan yazmıyorum. Siz ufak tefek de olsa bazı şeylere takılıp daha iyisi olsun isterken, karşınızdaki bunu sadece “bir şey” olarak, özellikle de “önemsiz bir şey” olarak görüyorsa uzatmanıza gerek yok. Yani sadece vazgeçin. Bırakın siz de üstelemeyin, sonuçta yapılan şey yapılmıştır ve yapılmayan hala aynıdır. Bu durum sizi mutsuz edebilir ama neye alışmıyoruz ki? Bu size düşünülmediğinizi ya da önemsenmediğinizi hissettirmesin. İlla ki önemseniyorsunuzdur, ama önemsenme şekliniz farklıdır, farklı yollarla değerli olduğunuz gösteriliyordur da siz fark etmiyorsunuzdur belki de.
Neyse, bu kadar iç açılım yeter. Bir şeylere daha değinip bitirmek istiyorum. Ama özlemişim ya yazmayı bitmiyor tabi =) Okula yerleştim, Kadir Has Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Yeni Medya Bölümü. Bölüm Türkiye’de bir ilk, üstelik şu anda tek. İnternet ve gsm teknolojileri üzerinde medya eğitimi veriliyor falan. Pek yabancılık çekmeyeceğim sanıyorum. İşin ilginç yanı, bu bölüme yerleşen başka kimse yok gibi bir görüntü var şu an
Yani şöyle düşündüm, Yeni Medya seçen biri, ya da birileri twitler, blog tutar, üniversitenin face sayfasına yazar falan. Yani sonuçta bölümünüz Yeni Medya ya. Dersleriniz bunun üzerine zaten, twitle, blogla falan işte. Ama yok arkadaş, gugıla ne yazsam hep aynı yer çıkıyor karşıma. yenimedyanedir.com Kadir Has’ın resmi sitesindeki Yeni Medya tanıtım sayfası işte. Neyse, ödeme planını almış annecim benim için gidip. Hazırlık sınıfı 9180,00 liraymış,. Kayıtta %25 peşin, yani 2295,00, ödüyormuşuz. Sonrasında 1147,50 tutarında 6 taksit yapıyorlarmış. Hepsini peşin ödersek %8 indirim yapıyorlarmış, yani 8445,60 TL oluyormuş. Bu %50 burslu hali. Az para değil, ama sonuçta kaliteli olan her şey biraz pahalı. Umarım ödeme konusunda bir sıkıntı çıkmaz artık.
Her neyse, referanduma gelince, tabii ki HAYIR! Recep Bey yine kendine yontuyor malum. “Kadın erkek eşitliği olamaz!” diyen bir başkanımız var, sonrasında bu adam çıkıp “Anayasayla kadınlara pozitif ayrımcılık!”, “Anayasa düzenlemesiyle çocuklara devlet koruması!” diye atıp tutuyor. Düzenlemeyi tabii ki inceledim, ve herkes incelesin lütfen. Ama üzerinde ampul ya da 6 adet ok ya da 3 adet hilal bulunan antetli kağıtlarda yazılıp yorumlanmış şeklini değil, eski halinin ve düzenlemeden sonraki alacağı halin belirtildiği yerlerden okusun ki kendisi yorumlasın! Benim gördüğüm birkaç nokta hayır fikrimi güçlendirmeye yetti. En basiti anlatıp uzatmayacağım. 12 Eylül darbecileri yargılansınmış, yargı yolunu açan madde göremedim de ben? Şöyle ki, bununla alakalı olarak “insani suçlar zaman aşımına uğramaz” diye bir düzenleme bekleniyordu, ancak yok. Yargı yoluna gidilse bile yine “zaman aşımı” diye kapanacak olay. Ve bunu dile getirdiğimizde “Ama sonuç olarak onların yazdığı anayasayı bozucaz hihi” falan diyorlar nur saçan abilerimiz. Onun haricinde, şu anayasaya darbe anayasası falan diyip durmayın artık ya, üzerinde milyon kere değişiklik yapıldı resmen, meclise giren değişilik paketi sundu, o açık kapatıldı, şu bug düzeltildi derken yama doldu anayasa herkese uyan bir yeri oldu işte. Doğru olanı tamamen iptal edip yeni bir anayasa yazmaktı ancak akp bu teklifi kabul etmedi, yine kendine yarayan düzenlemeler yaparak yeterli olacağını söyledi. Bu arada dikkatimi çeken bir başka madde ise, “Çocuklar korunacak, kadınlar ayrıcalıklı olacak” reklamalrıyla duyurulan (sanıyorum 10.) madde. maddeyi incelerseniz göreceksiniz. Madde zaten “T.C. vatandaşları” için geçerli bir madde ve kadın, çocuk, erkek, küçük, büyük, yaşlı, sarışın, laz, esmer, kürt falan ayırt etmeden herkeste geçerli olan bir madde. Ama akp araya iki virgül atıp içini doldurmuş, yok efendim yaşlılara, kadınlara ve çocuklara pozitif ayrımcılık. “Kadın-erkek eşit değil” diyenlerden ne beklenir ki? Onlara göre çok mantıklı, çünkü onlara göre kadın sadece köle, hatta çalışmaması gerekiyor falan. (bkz: “Kadınlar çalıştığı için işsizlik fazla”). Ayrıca bu maddenin normal halde sosyal hizmetler ile her vatandaşta uygulanması gerekiyorken akp bununla nasıl övünüyor ki? Demek ki sen yapman gereken şeyi yapamıyorsun, zaten yerine getiremiyorsun ki “dur şimdi kadını çocuğu öne alıyım yaptığımız iş gözüksün” falan diyip yapamadığın işi küçük atılımlar yaptığını söyleyerek göze sokmaya çalışıyorsun. Daha “eşitlik” vaadeden anayasanın reklamını “pozitif ayrımcılık” reklamları yapmadan duyuramazlarken bir de her şeye verecek cevapları var. Söyledikleri, iddia ettikleri hiçbir şeyi net gerçekleştirecek bir yasa yok. En çok irdelenmiş ve düzenlenmiş bölümler ise sosyal haklarda yargı kontrolü. Yani bu anayasa halkın hakkını koruyamayacak, akp yandaşları, patronlar, belediye başkanları ne karar verirse o olacak, dava açıp hakkınızı savunamayacaksınız. Ki kendileri de bunu “Yargı önümüzü kapatıyor” diye belirtmişlerdi. Artık onlar satılsın dediğinde “durun, özelleştirmeyelim” diye tepki gösteremeyeceksiniz. “Trafik sorunu var” dediğinizde, patates gibi ehliyet ve araba dağıtmayı bırakmak yerine, toplu taşımayı ucuzlatıp seferleri arttırmak yerine, “O zaman şu arsalarınızı da verin, şu ormanları da yarıp bi köprü bi otoban falan daha yapalım” dediklerinde. “Hoop, orası benim arsam, alamazsın, hakkımı istiyorum!” diyemeyeceksiniz, ya da bir çevreci çıkıp “Ağaçlar bizim yaşam kaynağımız, ciğerlerimizi söktürtmeyiz!” diyemeyecek. O arsalar sizden hiç fiyatına alınacak. Sonra da kiptaşta v.s. uygulandığı gibi akp yandaşı taşeron firmalara 1 liradan satılıp, sonra da devlet yetkilileri gibi gelen birileri tarafından “Aa, buradan yol geçecek, aslında buranın değeri 20 lira ama biz size 10 lira vericez” diyip sizden istimlak ettikleri arsaları resmi yollarlar kullanarak kazanç elde etmek için kullanacak, sonra da bertaraf edecekler. Bunların kanıtları, açıklamaları istemediğiniz kadar çok var malum. Anayasanın sizin için durumları sorgulamasını istemiyorsanız evet demek için bir sebebiniz daha var. Neyse bu çok uzadı yine, bunun için ayrı bir yazı yazabilirim, akp duyurduğu “evet için 40 sebep” başlıklı yazıda vaad ettiklerinin hiçbirini kanıtlayamıyor, çünkü yaptıkları değişiklikler bunlarla alakalı değil. Sadece yandaşlarını gaza getirecek cümleleri sıralamışlar. Kaldı ki içinde bir madde var, “Mahkemelerin “yerindelik denetimi” yapamayacağına “Evet” demektir.” şeklinde. Tamamen komedi. Yani adamlar direk “yargı bize karışamayacak, istediğimizi yapacağız, bunun için durumun yerindelik raporunu falan alıp dava açamayacaksınız, ohh bir güzel kırpacağız sizi” diyorlar. Ama kendileri ”yargı şöyle kötü, askerler böyle kötü” falan diye şişirdiği için milleti böyle algılanmasını sağlıyorlar işte. Al işte yapılacak bir şey daha çıktı, %47si düşünmeye üşenen halkımı uyandırmak lazım ama yok işte. Her neyse, başka bir yazıda olacak umarım. Karşı çıkacak olanlar öncelikle değişiklik paketiyle, vaat edilenleri eşleştirsin. Şu değişiklik ile şunu vaat ediyor çünkü şöyle olacak desin. Patates gibi “sen nerden biliyon adam haklı la” diyecek olan üşengeçlerle ilgilenmeyeceğim.
Neyse referandumdan ziyade Hanefi Avcı’nın malum kitabını aldım. Belli ki yakında toplatacaklar piyasadan diye abim haber etti gittim aldım işte. Tahminlerimize göre Hanefi Avcı yakın zamanda ani gelen eceli ile vefat edecek. Bedenlere saldırıp saldırıp “eşitlik” desinler bakalım, o zihniyet de bir gün yıkılır. Neyse işte kitabı aldım, sıra bana gelse de okusam diyorum, göz attığım kadarıyla çok iyi bir kitap gibi gözüküyor.
Bir de unutmadan, Avcılar’da Şükrübey’de bulunan Atatürk’çü Düşünce Derneği Avcıalrın başka bir kesimine taşınmış. Kayıt oalcaktım ama orası Muharip Gaziler Derneğine dönmüş işte, o mekan yani. Gerçi sonuçta en büyük gazimiz yine Mustafa Kemal Atatürk’dür ama ben muharip gaziler derneğine üye olarak alınmam malum =) Onun için Bakırköy olur, Bayrampaşa olur fark etmez bu çevredeki herhangi bir şubesinin yerini bilen varsa iletirse sevinirim. Gerçi internetten bakacaktım bakmadım, bakınca bulurum büyük ihtimal.
Artık bitsin dimi bu yazı, evet evet bitsin. Hee bi de, Baran geldi Bodrum’dan birkaç hafta önce. Bi pazar günü baran, ben ve sevgilim falan buluşup takıldık biraz, sonralarında o beni ziyarete geldi falan filan. Resmen makara falan yapmayı özlediğimi hissettirdi bana. Özlemimi de giderdi sağolsun. O dönmeden birkaç kere daha görüşürüz diye umuyorum.
Bu arada saat iyice geç oldu, zaten Ülker’deydim bugün yorgunum. Aa untumadan, Ülker’de çalışıyorum haftada 1-2 gün gidiyorum falan neyse onu da anlatırım. Uykum geldi zaten. Sevgilim de uzun süredir mesaj atmadığına göre uyudu sanıyorum. Zaten yarın da göremeyeceğim onu :/ Neyse yatayım da dinleneyim biraz. Büyük ihtimalle bu yazıyı baştan sona okuyan çok az kişi olacak, hatta belki de olmayacak. Ama katlandıysanız teşekkürler. Görün işte yazmayı ne kadar özlediğimi.
İyi geceler =)
13 Ağu
Ohh be sonunda bitti dedirten haberlerden biri daha. Çünkü YGS sonrası, LYS sonrası falan da aynı şeyi dedik, hatta tercihleri yaparken de. Şimdi sonuçlar geldi nereye yerleştiğimizi gördük yine sonunda bitti diyoruz ama daha bunun kaydı kuydu var. Sonra okul başlar, bilmem ne. Yani asla bitmeyecek ama birini daha atlattık diye sevinelim bari. Bugün açıklanacağını ile bilmiyordum, annem söylemişti de inanmamıştım. Sonra dayımlar hatırlattı, yine TC Kimlik numaramı bir yere yazıp panoya kopyaladım, site sorgulamaya imkan tanıdığı anda ctrl+v ile yapıştırıp kontrol ettim. İşte sonucum :
ÖSYM
2010-ÖSYS Sonuçları
Sonuç Açıklama Tarihi: 13 Ağustos 2010
| T.C. Kimlik Numarası | 13799884010 |
|---|---|
| Adı, Soyadı | MEHMET UĞUR ARICI |
| Yerleştiği Yükseköğretim Programının | ||
|---|---|---|
| Adı | KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ (İSTANBUL) | |
| İLETİŞİM FAKÜLTESİ | ||
| YENİ MEDYA (%50 BURSLU) | ||
| Kodu | Tercih Sırası | Yerleşme Türü |
| 2141915 | 03 | GENEL |
| Puan Türü | Yerleşme Puanı | |
| TS-1 | 357,817 (0,12 AOBP’Lİ) | |
| Kayıt Tarihi | 31/08-07/09/2010 | |
| Kayıt Adresi | KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ KADİR HAS KAMPÜSÜ CİBALİ-FATİH | |
| İSTANBUL | ||
2E1S1:81269
Resmen tercihlerin son gününde düzenleme yaptığım yere yerleştim. Yeni Medya bölümünü son anda fark ettim biraz araştırıp bana uygun olduğunu düşündüm ve düzenleme yapıp tercihlerimin ilk sırasına tam burslusunu, 3. sırasına da %50 burslusunu yazdım. 3. tercihime yerleşmişim. Sevinmedim diyemem. Bakalım neler olacak
16 Tem
Arkadaşlar dün (15.07.2010) LYS sonuçları açıklandı biliyorsunuz. Ben de kendi puanlarımı burada açıklamıştım, hatta kafa karışıklığı olduğu için sonuçlarla ilgili bir açıklamayı da buraya yazmıştım.
Şimdi, herkes puanını aldı, sıra tercihleri yapmaya ve yerleşmeye geldi. Malum yeni bir sistem uygulanıyor bu sene, sanıyorum sınav sonuçalrını alanların çok önemli bir kısmı net şeyler bilmiyor, ne yapacaklarını, puanlarıyla nereye girebileceklerini bilmiyorlar. Yazılarıma birkaç yorum gelmiş Y-YGS-4′den şu kadar puan yapmışım 2 senelik bir yer tutar mı, Y-MF-2 şu kadar almışım hangi üniversitenin hangi bölümüne gidebilirim gibi. Arkadaşlar inanın benim de net bir bilgim yok. Onun için araştırmalar yapıyorum, sağlam bir şekilde öğrenip size aktarmayı düşünüyorum. Herkes bilerek işlem yapsın ki kimse pişman olmasın. Tabii ki bu konuyu bunları söyleyip bekleyin demek için açmadım. Herkes puan tablosu, ya da puanını verince nerelere girebileceğini gösteren bir site, sistem öyle bir şey arıyor ki bir ön fikir edinebilsin. Öyle siteler gerçekten var arkadaşlar bunlardan bir kaçını önereceğim size :
http://tercihrobotu.com.tr adresinde bulunan siteye üye olup giriş yaptıktan sonra anasayfada tercih robotu linkini göreceksiniz. Buradan girince sizden sınav sonuçlarınızı girmenizi isteyecek, her sonucu ve sıralamayı v.s. uygun yere girdikten sonra sonraki adımları takip edeceksiniz. (Sonuçlara nereden bakacağım diyenler için : http://lys2010.osym.gov.tr) Sonraki adımlarda size hangi bölgelerdeki üniversitelerin size uygun olduğunu, bu bölgelerde bulunan hangi üniversitelerin size uygun olduğunu ve son olarak tercih yapmak istediğiniz bölümleri seçmenizi istiyor. Bundan sonra puanınızın yeterli olduğu ön görülenlerden, seçiminize uygun olan bölümler, üniversiteler sıralanıyor, bu listeden uygun gördüklerinizi satırın en başındaki tercih sepetine ekle butonunu kullanarak favorilerinize eklemiş oluyorsunuz. Yani bu şekilde puanınıza dair bir ön fikir edinebilirsiniz.
Link : http://tercihrobotu.com.tr
http://hangiuniversite.com adresinde bulunan sistem de yukarıdakiyle aynı mantıkta. Üniversiteler hakkında bilgi alabilir, bölümleri inceleyebilirsiniz. Yine puanlarınızı girerek hangi bölümlerin size uygun olduğuna bakabilirsiniz. Sitenin normal üyelik haricinde bir de Premium Üyelik seçeneği var, 10 Lira karşılığı edineceğiniz hizmet ile puanlarınız doğrultusunda, tercih yapacağınız bölüme girme şansınızın ne kadar olduğu gibi detaylı veriler görebilirsiniz. Bu sistemde de üyeliğim var ancak tam olarak incelemediğim için fazla detay yazamıyorum, inceleyince yazıyı güncellemeye çalışırım.
Link : http://hangiuniversite.com
Şu anda bilgim dahilindekiler ne yazık ki bu kadar. Ben de tercih yapıp yerleşeceğim için araştırmaya devam ediyorum, bildiklerimi paylaşmaya devam edeceğim. Bugün Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul kampüsüne gittik, oradaki Burslu öğrencilerle görüştük. Okul, tecrübelerine ve yaptıkları işlere bakarak öğrencileri çalışma karşılığı burslu olarak okula alıyor. Burslu öğrenciler kendilerine okul içinde ayırılan bölümde, okulun onlardan istediği işleri yapıyor. Böylece tecrübe edinmiş oluyorlar ve burslu olarak okuyorlar. Haftaya salı günü sabah 10dan akşam 7′ye kadar yine Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul kampüsünde olacağım. Tercih seminerlerine katılacağım. Öğrendiklerimi tabii ki yine yazacağım.
Herkese mutlu olacağı bir bölüme yerleşmesi için bol şans =)
YGS-1, YGS-2, YGS-3, YGS-4, YGS-5, YGS-6, MF-1, MF-2, MF-3, MF-4, TM-1, TM-2, TM-3, TS-1, TS-2, DİL-1, DİL-2, DİL-3, Y-YGS-1, Y-YGS-2, Y-YGS-3, Y-YGS-4, Y-YGS-5, Y-YGS-6, Y-MF-1, Y-MF-2, Y-MF-3, Y-MF-4, Y-TM-1, Y-TM-2, Y-TM-3, Y-TS-1, Y-TS-2, Y-DİL-1, Y-DİL-2, Y-DİL-3, YGS-1 ile hangi bölüm, YGS-2 ile hangi bölüm, YGS-3 ile hangi bölüm, YGS-4 ile hangi bölüm, YGS-5 ile hangi bölüm, YGS-6 ile hangi bölüm, MF-1 ile hangi bölüm, MF-2 ile hangi bölüm, MF-3 ile hangi bölüm, MF-4 ile hangi bölüm, TM-1 ile hangi bölüm, TM-2 ile hangi bölüm, TM-3 ile hangi bölüm, TS-1 ile hangi bölüm, TS-2 ile hangi bölüm, DİL-1 ile hangi bölüm, DİL-2 ile hangi bölüm, DİL-3 ile hangi bölüm, Y-YGS-1 ile hangi bölüm, Y-YGS-2 ile hangi bölüm, Y-YGS-3 ile hangi bölüm, Y-YGS-4 ile hangi bölüm, Y-YGS-5 ile hangi bölüm, Y-YGS-6 ile hangi bölüm, Y-MF-1 ile hangi bölüm, Y-MF-2 ile hangi bölüm, Y-MF-3 ile hangi bölüm, Y-MF-4 ile hangi bölüm, Y-TM-1 ile hangi bölüm, Y-TM-2 ile hangi bölüm, Y-TM-3 ile hangi bölüm, Y-TS-1 ile hangi bölüm, Y-TS-2 ile hangi bölüm, Y-DİL-1 ile hangi bölüm, Y-DİL-2 ile hangi bölüm, Y-DİL-3 ile hangi bölüm, YGS-1 ile hangi üniversiteler, YGS-2 ile hangi üniversiteler, YGS-3 ile hangi üniversiteler, YGS-4 ile hangi üniversiteler, YGS-5 ile hangi üniversiteler, YGS-6 ile hangi üniversiteler, MF-1 ile hangi üniversiteler, MF-2 ile hangi üniversiteler, MF-3 ile hangi üniversiteler, MF-4 ile hangi üniversiteler, TM-1 ile hangi üniversiteler, TM-2 ile hangi üniversiteler, TM-3 ile hangi üniversiteler, TS-1 ile hangi üniversiteler, TS-2 ile hangi üniversiteler, DİL-1 ile hangi üniversiteler, DİL-2 ile hangi üniversiteler, DİL-3 ile hangi üniversiteler, Y-YGS-1 ile hangi üniversiteler, Y-YGS-2 ile hangi üniversiteler, Y-YGS-3 ile hangi üniversiteler, Y-YGS-4 ile hangi üniversiteler, Y-YGS-5 ile hangi üniversiteler, Y-YGS-6 ile hangi üniversiteler, Y-MF-1 ile hangi üniversiteler, Y-MF-2 ile hangi üniversiteler, Y-MF-3 ile hangi üniversiteler, Y-MF-4 ile hangi üniversiteler, Y-TM-1 ile hangi üniversiteler, Y-TM-2 ile hangi üniversiteler, Y-TM-3 ile hangi üniversiteler, Y-TS-1 ile hangi üniversiteler, Y-TS-2 ile hangi üniversiteler, Y-DİL-1 ile hangi üniversiteler, Y-DİL-2 ile hangi üniversiteler, Y-DİL-3 ile hangi üniversiteler, hangi bölüm, hangi üniversite, 250 puanla hangi üniversite, 400 puanla hangi bölüm, hangi şehirdeki okul, öss yerleştirme, öss puanları, lys puanları, taban puanlar, yerleştirme tablosu, yerleştirme simulatörü, iki senelik üniversite, dört senelik üniversite, iki senelik okul, dört senelik okul, 2 senelik üniversite, 2 senelik bölüm, 4 senelik üniversite, 4 senelik bölüm, özel üniversite, devlet üniversiteleri
15 Tem
YGS Sonucumu duyurmuştum, LYS her ne kadar beklediğim gibi olmasa da onu da duyuracağımı söylemiştim işte duyuruyorum. Malum, bugün açıklandı. Ben yine YGS’de yaptığım gibi TC Kimlik numaramı bir kenara yazıp kopyaladım, http://lys2010.osym.gov.tr adresinde bir bekleyişe geçtim. Resmen yine hiç beklemediğim halde heyecan hissettim, sürekli F5 yaparak yeniledim sayfayı. Son saniyelerde emin olmak için tc kimlik numaramı tekrar kopyaladım, ve sonraki yenilememde sistem saati 10:29:58di, biraz bekleyip tekrar yeniledim, form karşıma geldi, direk yapıştırıp sonucu aldım.
Aslında pek problem etmiyordum ama böyle de beklemiyordum, tamamen umduğumdan da beter bir sonuç diyebilirim. Çok mu kötü? Hayır değil belki ama en azından daha iyi bekliyordum. Neyse, haydi bakalım hayırlısı daha neler göreceğiz. Yarın Bilgi Üniversitesine gidip yetenek sınavlarıan bakınacağız falan ortaklarımla. Hee unutmadan, işte puan sonuçları:
| SINAV PUANLARI VE BAŞARI SIRALARI | YERLEŞTİRME PUANLARI VE BAŞARI SIRALARI | |||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| ALANINDA | ALAN DIŞI | EK PUANLI | ||||||||
| PUAN TÜRÜ | PUANI | BAŞARI SIRASI | PUAN TÜRÜ | PUANI | BAŞARI SIRASI | PUANI | BAŞARI SIRASI | PUANI | BAŞARI SIRASI | |
| YGS-1 | 269,031 | 0311329 | Y-YGS-1 | 323,636 | 0294044 | 312,715 | 0306240 | — | — | |
| YGS-2 | 247,996 | 0329501 | Y-YGS-2 | 302,601 | 0300283 | 291,680 | 0324503 | — | — | |
| YGS-3 | 351,089 | 0139836 | Y-YGS-3 | — | — | 396,239 | 0149114 | — | — | |
| YGS-4 | 350,204 | 0116894 | Y-YGS-4 | 406,641 | 0115425 | 395,354 | 0125460 | — | — | |
| YGS-5 | 340,222 | 0183280 | Y-YGS-5 | 397,733 | 0171597 | 386,231 | 0186959 | — | — | |
| YGS-6 | 304,888 | 0270317 | Y-YGS-6 | 362,399 | 0244599 | 350,897 | 0267147 | — | — | |
| MF-1 | 204,041 | 0342408 | Y-MF-1 | 258,646 | 0319590 | 247,725 | 0331702 | — | — | |
| MF-2 | 185,391 | 0350634 | Y-MF-2 | 239,996 | 0321546 | 229,075 | 0336785 | — | — | |
| MF-3 | 189,395 | 0333598 | Y-MF-3 | 244,000 | 0308970 | 233,079 | 0322444 | — | — | |
| MF-4 | 200,698 | 0337835 | Y-MF-4 | — | — | 244,382 | 0327321 | — | — | |
| TM-1 | 285,328 | 0191837 | Y-TM-1 | 342,839 | 0192223 | 331,337 | 0194196 | — | — | |
| TM-2 | 298,152 | 0154393 | Y-TM-2 | 355,663 | 0158116 | 344,161 | 0159287 | — | — | |
| TM-3 | 313,635 | 0118681 | Y-TM-3 | 371,146 | 0122935 | 359,644 | 0123692 | — | — | |
| TS-1 | 312,667 | 0077970 | Y-TS-1 | 369,104 | 0066942 | 357,817 | 0077055 | — | — | |
| TS-2 | 324,657 | 0083414 | Y-TS-2 | 381,094 | 0074365 | 369,807 | 0084891 | — | — | |
| DİL-1 | — | — | Y-DİL-1 | — | — | — | — | — | — | |
| DİL-2 | — | — | Y-DİL-2 | — | — | — | — | — | — | |
| DİL-3 | — | — | Y-DİL-3 | — | — | — | — | — | — | |
| Adayın 2009 Yılında Yerleşme Durumu | YERLEŞMEDİ |
|---|
13 Tem
Biliyor musun Uğur dedim kendi kendime. Biz aslında sadece, sadece sen ve bendik. Ben ve Uğur, yani sen ve ben işte.
Her şeyimi sana danıştım, çünkü baya baya takılıp üzerine düşündüğüm noktalarda en mantıklı cevaplar seninkilerdi, ki bir çok kere de ancak sana güvenebileceğimi görmüştüm. Bu, beni şanslı kılmandan çok, hiç değilse ölüme götürmemendendi sanıyorum. Ki büyük ihtimalle bu bana ihtiyacın olduğundandır, tek kişilikli bir deli kimsenin işine yaramaz, ben seni def edemem, sen beni yok edemezsin. Zaten bizi kimse kabullenmiyor, kabullenemez de. Onun için Uğur, bunu aklından çıkarma. Biz aslında sadece sen ve ben olacağız, diğerleri aynı gemide yol aldığımız yolcular. Ve fark ettim ki çoğunu deniz tutuyor bunların. Başta “ben iyiyim” diye avutuyorlar hani bizi, kimisi abartıp “Uğur Arıcı ile seyahat etmek benim için bir onurdur” diyip cılız bir gülümseme sergiliyor, bazısı köpürüyor, altımızdaki deniz gibi. Kimisi fırtına halindeki denizden çalkantılı, kimisi fırtına sonrasından daha çarşaf. Onların çoğu da kirli çarşaf. Beyoğlunun arka sokaklarındaki üçüncü sınıf bir motelin güneş görmeyen bir odasındaki haftalardır, belki de aylardır değiştirilmemiş bir çarşaf gibi. Odaya girdiğiniz anda anlarsınız bunu ama motel sahibi ısrarlıdır temiz olduğuna dair, odadaki düşük miktarda loş ışık lekeleri birer gölge oyunlu olarak yutmanıza bile sebep olabilir. Ama çareniz yoktur artık, ne kadar kirli olursa olsun vücudunuz en savunmasız haliyle o çarşaflardadır artık.
Deniz, deniz diyorduk. Çarşaf gibi denizler, özlem dolu bakışların fırlatıldığı ve en ufak hareketinde kocaman bir beklenti dalgası uyandıran denizler. Gerçekleri yutan, yalanları gizleyen denizler. Denizler…
Sadece karalar arasındaki sonsuz su molekülünü barındırmazlar, en büyük umutları barındırırlar içlerinde. Çünkü, her yere ulaşır onlar, az önce kıyına vuran dalga kim bilir hangi kıyılardan sekti daha önce? Acaba kaç kişi beklenti dolu kalbini açtı o dalgalara? Kimlerin izlerini taşıyor, kimlerin ağıtlarını sürükledi sana, kimlerin aşk şarkıları, kimlerin göz yaşları…
Derinde, çok derinde çok farklı şeyler var Uğur, çok gereksiz görünenleri irdelemek bizi her zaman “gereksiz konuşan” olarak gösterse de değindiğimiz detayları kullanarak göreceliliği kendi yararına kullanan insanların varlığını bilmek huzur verici değil mi?
Hep mutlu olsunlar istedik, tanıştığımız insanlar, tanıdığımız insanlar, bizi tanıyan insanlar bir şekilde mutlu olsun istedik. Onlara bu mutluluğu sağlamak için çok kere kavga ettik seninle, tabii ki ikimiz de mutlu olmalarını istiyorduk, sadece nasıl mutlu olacakları konusunda tartışmalarımız vardı. Şimdi dönüp baksak, kim mutluydu, eğer mutlularsa, hangimizin seçtiği yol doğruydu. Şimdi hangisi doğru ? Doğru yaptığımız ne vardı? Bunlar kime göre doğruydu?
Ne olursa olsun, gerçek bir gülümsemeyi ancak birileri gülünce sergileyebiliyoruz diye, onlar gülene kadar ağlamak doğru muydu? Bizi ağlatan herkesin asıl niyetinin o olmadığına odaklanıp, hiçbirine daha kızmadan affetmek doğru muydu? Yardım istiyorlar diye işimizi gücümüzü bırakmak, yapılmamış işin faturasını fazlasıyla ödemek doğru muydu?
Biliyor musun, birileri mutlu olduğu sürece doğru olduğuna inanıyorum hâlâ. İşte asıl sorun orda. Yaptıklarımızla mutlu edebildiğimiz kaç kişi var? Ya da birileri var mı? Onları mutlu etmemizle, etmeye çalışmamızla ilgilenen birileri var mı? Bizim borçlu hissettiğimiz onca insana karşın, bize karşı suçlu hisseden birileri var mı? Niye değer verdikçe değersiz olduk mesela? Değerli hissettirdiklerimiz bunu düşündü mü hiç? İstenilenleri, hatta içten içe istenilip dile getirilemeyenleri gerçekleştirmeye çalıştık hep, Uğur ve ben, ama hep göze battık, sen ve ben, hep kalabalık, hep gereksiz, hep suçlu olduk. Bazen güçlü, bazen güçsüz ama genelde güçsüzün yanında, onun da haklarının, haklı olduğu yönlerinin açığa çıkarılması için uğraştık.
Değer verdik, ne kadar değer gördük? Bu iki zihniyeti tek bedendeki çatışmalarından sıyırmaya çalışıp dışarı yansıtan tek bir ağzımız vardı ve bu ağız genelde sevilmeyen sözler sarf etti. “Seviyorum” derken bile şüphelendi herkes. Nerede ciddi olduğumuzu asla anlayamadılar çünkü. Onun için birbirimize hep sorduk, “neden?” diye.
Neden böyleydi insanlar? Neden tutarsız? Neden duyarsız? Niye her kural benim aleyhimde? Her sevgi benden uzak? Neden her bakış aşağılayıcı, her söz kırıcı? Neden her yardım tuzak dolu, her yarın karanlık? Peki neden benim değindiğim noktaları değersiz görüp atlayan insanlar, yeri geldiğinde onlara bile sonsuz önem gösterirken ben hep önemsiz oldum? Ve en önemlisi, neden ben (biz ‘Uğur ve ben’) olduğumuz gibi kabullenilemedik?
Tamam itiraf ediyorum, tabii ki bu bol “Neden?” içeren sorgulamaları yapan tek kişi ben değilimdir, ancak cevap aramaktan vazgeçen tek kişi ben olabilirim. Uğur bunu fark etmemi sağladı. “Ne yapıyorsun?” dedi, “İşte buradayım ya. Benden daha iyi bir sebep mi arıyorsun? İnsanlar bizi kabullenemiyor, çünkü ben varken sen daha fazla düşünüyorsun, daha fazla yer kaplıyorsun böylece onlar için daha fazla sorun oluyorsun. Çünkü sen, bensin. Cevap aramaktan vazgeç!”
Haklıydı, itici ve rahatsız edici olmam normal, kabul edilemeyen olmam normal, daha önce de dediğim gibi ben farklıyım, ben Uğur Arıcıyım. Sevmediklerinize sahip olan, sevmediklerinizi seven, sevmediklerinize değer veren. Sorunlarınızı dinleyen ama sorunlarını bir türlü dile getiremeyen benim mesela. Genelde karşılık beklemeden değer veren ama mutlu olabilmek için de ona değer veren birkaç kişiyi kaybetmek istemeyen de benim. Çünkü ben Uğur Arıcıyım, kimsenin anlayamadığı çocuk, bazen kendisinin bile! =)
30 Nis
Birkaç gündür okulun malzeme odasında bir başıma okulun tanıtım bültenini hazırlamak için didiniyorum. Malum rahat çalıaşbilmem için bana sağlanan dizüstü bilgisayarda internet de var. İçerik hep bilgisayarda da olsa bugün bu internetin faydası baay bir dokundu bana. http://ygs.osym.gov.tr adresini rahatsız etmeye başladım oturduğum gibi. Malum bugün sonuçlar açıklandı. 10:30da görebileceğimiz söyleniyordu ve ben sayfayı sürekli yeniliyordum. Saat 10:29:59u gösterdiğinde duraksadım, derin bir nefes aldım. Orada zaman kaybetmemek için TC Kimlik numaramı daha önceden bir not defterine yazıp panoya kopyalamıştım. Sayfayı tekrar yenilediğim gibi TC Kimlik numaramı isteyen form geldi karşıma. Direk yapıştırıp gönder butonuna tıkladım ve sonucumu aldım. Açıkçası beklediğim gibi geldi. Benim için iyi bir sonuç diyebilirim yani. Ancak sonradan gelip yanımda sorgulama yapanların puanlarını görünce kafam kurcalanmadı değil. Yine de sizler biliyorsunuz zaten bendeki bu sınav olayını. Benim için gayet iyi bir sonuç diyebilirim. Hadi bakalım LYS bize neler gösterecek.
Unutmadım unutmadım puanımı sunmayı, aynen benim gördüğüm şekilde aktarıyorum size buyrun:
| T.C. KİMLİK NUMARASI | 1*********0 |
|---|---|
| ADI VE SOYADI | MEHMET UĞUR ARICI |
| TESTLERDEKİ DOĞRU VE YANLIŞ SAYILARI | |||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| TÜRKÇE | SOSYAL BİLİMLER | TEMEL MATEMATİK | FEN BİLİMLERİ | ||||
| Doğru | Yanlış | Doğru | Yanlış | Doğru | Yanlış | Doğru | Yanlış |
| 31 | 04 | 29 | 07 | 21 | 02 | 00 | 00 |
| PUANLARI VE BAŞARI SIRALARI | YGS-1 | YGS-2 | YGS-3 | YGS-4 | YGS-5 | YGS-6 |
|---|---|---|---|---|---|---|
| PUANI | 269,031 | 247,996 | 351,089 | 350,204 | 340,222 | 304,888 |
| BAŞARI SIRASI | 0311329 | 0329501 | 0139836 | 0116894 | 0183280 | 0270317 |
| LYS’LERE GİRME DURUMU | GİREBİLİR |
|---|
2E2S8:250Sorgu Sayfası
20 Nis
Evet, farklıyım. Hepinizden farklıyım. İyi ki farklıyım…
Çok şımarık kelimeler mi? Bir durun bekleyin, daha farkı açıklamadım ki. Ne kadar ön yargılı insanlarsınız ya. Bak işte ben böyle değilim mesela, bu ilk nokta. Hiç içimden gelmiyor gerisini saymak, farklı olduğumu biliyorum, çoğunuz da biliyor, ama bunu anlatmam sanki bunu kendimi övmek için yapıyormuşum gibi gözükeceğinden kaçındığım şeylerden.
Neler var evet diyemediğiniz, neler var hayır diyemediğiniz ve neler vardı tam tersi olsun istediğiniz. Say desem bir kaç başlık dökersiniz ortaya, gerisi aklınıza bile gelmez. Ama yakınırsınız; hayat size gülmez, kimse sizi sevmez, ağlasanız güler, ölseniz bilmez… Neden korkuyorsunuz bilmiyorum, ki daha önce de bir yazımda belirttiğim gibi korkmak en gerekli hislerdendir, ama çok abartıp öyle bir saklanıyorsunuz ki geri dönememek sizin için sorun değil. Zira saklandığınız yerden hayatı görebilmek o kadar zor ki, onlarca belki de yüzlerce şeyin arkasına geçmiş daracık bir delikten izliyorsunuz hayatı. Sonra da yakınıyorsunuz her şeyden, içinde olamadığınız gerçeklerden. İnsan dahil olduğu ortamda sıkıntılarını açığa çıkarıp bunalıma girmek yerine iyi yönleriyle açıklarını kapatabilir. Anlamıyorum nasıl sıkılmıyorsunuz aynı kısır döngüden. Nasıl katlanabiliyorsunuz her şeyden sıyrılmaya, hiçbir şeyin içinde olmadan her şeye müdahele etme hakkını nasıl buluyorsunuz kendinizde? Daracık bir bakış açınız var, kuytu köşenizden izleyin olayın görebildiniz kısmını. Renkleri bile seçemezken ressam sizmişçesine her yere bir fırça daldırmaya çalışın…
İşin daha da kötü tarafı, kırıcı tarafı, itici tarafı, bunu anlatmaya çalıştığımda hiçbir olumlu tepki verememeniz. Ben sizi hayatın içine çağırıp daha çok gülebilmeye, eğlenebilmeye, geneli saçma olan sıkıntılarınızı mutluluğa dönüştürebilmeye, oyuna dahil olup haklı savaşmaya, belki de en önemlisi görerek oynamaya davet ediyorum. Ama yaptığınız tek şey anlattıklarımın dünyanın en mantıklı şeyleri olduğunu söyleyip kısa bir süre sonra bodoslama hayatınıza geri dönmeniz.
Niye hep bir yol gösterici olmalı ki? Sizi o yolun girişine getiriyorum, adım atmaya korkuyorsunuz, giremediğiniz yollarda başarılı olamadığınız için çevrenizdekilere kızıyorsunuz. Gerçekten merak ediyorum; ne için yaşıyorsunuz? Nereye doğru gidiyorsunuz?
Fark edemediniz mi yaşamın saçma döngüsünü, insanlar başta daha iyi yaşayabilmek için çalışırken şimdi çalışmak için yaşıyorlar resmen. Bunun için mi varsın? Sabahın köründe kalk, uykundan, gıdandan, sağlığından mahrum bir şekilde asgari ücretin yarısına çalıştırıldığın bir iş yerine git, üslerinin ağız kokusunu çekerek sorgusuzca it gibi çalış, akşam eve dön, televizyon seyret, başında uyukla, diğer sabah bir öncekinin aynısı olan bir hayata tekrar uyan. Ne yapacaksın peki? Ne zaman bitecek? Ne için yaşıyorsun? Bunları düzeltebilmek için bir çaba göstermemiş ve göstermiyorken neden mutsuzluktan yakınıyorsun?
Aklım almıyor sizleri, kabullenemiyorum düşünemeyen insanları. İnsan nedir sorusuna “düşünebilen hayvan” cevabını verirken çoğunuz, düşünme yetinizi kullanmayarak hayvanlığınızı kabul ettiğiniz için teşekkürler.
Bugün, tam şimdi bir daha düşün. Ne olmak istiyorsun? Karar ver. İsteklerini sırala, imkansızlığı unut ve çabala. Hiç yoktan, yaşayabilmek için çaba harcarkenki yorgunluğunla mutlu ol.
Hayat elinde bir oyun hamuru, istediğin gibi şekillendir, ya da bırak üzerine basıp geçsinler.